Pinner testi

Kardeşim bir de herkesin anlayacağı bir başlık at ne yani pinner da nedir? Diyorsunuz ya aman kızmayın dostlar işim gücüm sizler için yeni şeyler keşfetmek her zaman tek hedefim var o da güzel travesti arkadaşlarımın daha güzel görünmeleri için çalışmak. Sizler için sürekli okuyup yeni gelişmeleri takip ediyorum. Bu pinner testi de hepinizi yakından ilgilendirecek yeni bir diyet yöntemi. Üstelik bu test çok basit bir kan verme işleminin ardından size hangi yiyeceklerden uzak durmanız gerektiğini söylüyor. Ben de geçen gün yaptırdım ve sonuçlarını bekliyorum. Bilindiği gibi hepimizin bazı yiyeceklere karşı alerjisi ya da ne bileyim rahatsız veren yiyecekler var. İşte bu test tam olarak diyet gibi değil de her şeyi ye sadece şunları yeme gibi bir sonuç çıkarıyor ortaya. Özellikle biz travestiler iki kişi bir araya gelmeye görsün hemen başlarız; “Yaaa bana süt kilo aldırıyor, çay yediriyor, elma acıktırıyor” diye. Bu cümleler uzayıp giderken sonu da asla gelmez. Suçlu besini bulmak için her yol mubahtır dedim ve kan aldırmaktan korkan ben küçücük bir iğne deliğinden alınan kanımla sonuçları beklemeye başladım. Umarım sevdiğim yiyeceklerden suçlu çıkmaz çünkü onları yemeyi asla bırakamam. Öyle hayatımda olmasa da fazla özlemeyeceğim sebzeler suçlu bulunsa iyi olur. Örneğin bana diyetisyen et yemek sana zarar veriyor dese atın ölümü arpadan olsun diye çeker giderim. Yok ıspanak yeme, pırasa yeme dese amenna diye bir de elini öperim.

Yakın arkadaşlarımdan travesti Sade’de bu testi benden önce yaptırmış. Onun testinin sonucunda mesela kola cevizi denilen bir besin çıkmış. Kolanın içindeki bu besini üç aylığına bırakması söylenmiş ve o sadece bir ay bıraktığı halde altı kilo verdiğini söylüyor. Bakalım sonuçlarım iki hafta sonra gelecek ve karşıma suçlu olarak kimler çıkacak! Hep birlikte bekleyip, görelim. Savulun kötü yiyecekler pinner testi geliyor diye Tarkan gibi bağıracağım yok ama diyetisyenin verdiği reçeteye de uymaya çalışacağım. İşime geldiği gibi tabi. Sonuçta zaten kilolu olmadığıma göre sadece sağlığım için yaptırdım bu testi. Hadi sağlıcakla kalın.

Kendinizi değiştirin

Bir şeylerin değişmesini istiyorsanız, işe kendinizi değiştirmekle başlamalısınız. Dışarıda olan biten her şey iç dünyanızın bir yansımasıdır. Stres dolu kaotik yaşamları olan insanlara bakın, bunun en büyük sebebi iç dünyalarında da kaotik ve karmaşık hissetmeleridir. Sıklıkla düşündüğümüz şey içinde bulunduğumuz koşulları değiştirdiğimizde hissettiklerimizin de değişeceği yönündedir. Doğru olan bu düşüncenin tam tersi aslında: Duygu ve düşüncelerimizi değiştirdiğimiz anda, içinde bulunduğumuz koşullar kendiliğinden değişiverir. Ben travesti İclal olarak buna mucize diyorum sizce de başımıza gelen kötü olayların birden bire düzelmesi bir mucize mi? Yoksa her şey sadece bakış açımızla mı ilgili? Başarısızlık kelimesini sözlüğünüzden silin. Önemli şeyler başarmış bütün büyük isimlerin tamamı, defalarca “başarısız” olmuşlardır. Thomas Edison ampulü bir türlü yakamadığında şöyle demiş: “Elektrik ampulünü icat etme konusunda başarısız olmadım; sadece onu yakmadan evvel işe yaramayan yüzlerce yol buldum”. Sözüm ona “başarısızlık” denilen şeyleri alın ve onlardan öğrenecek şeyleri bulun. Bir dahaki sefere nasıl daha iyi yapacağınızı öğrenin. Her anın içinde çok değerli bir şey vardır. Onu kaybetmeyin. O anda kötü gibi görünen bir şey bile hayatınız için son derece kıymetli bir hazine olabilir: her anı “değerlendirin”.

Birçok insan eğlenmek, rahat hissetmek ve keyif almak konusunda kendilerine izin vermeyecek kadar “problem”lerine ve içlerindeki karmaşaya odaklanmış durumda yaşıyor. Öyle ki o sorunlar olmadan kendilerinin kim olduğunu bile tanımlayamaz durumdalar. Etrafımda birçok travesti arkadaşımın aynı sorunlar içinde kıvrandığına çok kez şahit oldum. Siz mutlu olmak için kendinize izin verin! Çok kısa anlar için bile olsa; olan bitenin zorluğuna değil içinde bulunduğunuz anda ki mutluluk verici olaylara odaklanın. Ölümden başka her şeye çare olduğunu unutmayın. Hayatın bir yarış olduğu öğretiliyor bize, başarı, kazandığınız para, güzellik, sahip olduklarınız. İlla ki başkaları ile kıyaslanacağız. Sizden daha azına sahip olanlarla, sizden daha başarısız olanlarla, sizden daha az güzel görünenlerle kıyaslayın kendinizi ve sahip olduğunuz her şeyle ilgili şükredin.   Şükretmek en iyi ilaçtır ve insana verdiği rahatlama duygusu hiç bir şey ile kıyaslanamaz. Kendinizi olumlu anlamda değiştirdiğinizde mucize hep yanınızda olacaktır. Sevgiyle kalın.

 

Diş ağrısı bayrama denk gelmesin

Malum bugün bayram üstelik şeker bayramı aslında adı Ramazan Bayramı olmasına rağmen bu bayram da ikram edilen şekerin bolluğu ve çocuklara daha sempatik gelmesi açısından şeker bayramı adı da denilmektedir. Bne de işte tam bu konuda sizlere gerekli bazı bilgiler vermek istiyorum. Bayramda şeker yedikten sonra dişleri sızlayan benim gibi travesti arkadaşlarıma yardımcı olmak benim görevim. Tatlı yiyeceklerin sıklıkla tüketimleri diş çürüklerini hızlandırmaktadır. Özellikle gelişme çağındaki çocukların asitli içeceklerden uzak tutulması hem ağız ve diş sağlığı hem de genel sağlığı için faydalı olacaktır. Her yemek ile bakteriler, yiyeceklerle etkileşime geçerek dişlerde çürük oluşumuna zemin hazırlayan asitleri üretmektedir. Şeker, asit üretiminin artmasını sağlayan en önemli etkendir. Özellikle öğün aralarında tüketilen abur-cubur çürük oluşumu hızını artırmaktadır.  Tatile gitmeden ağız ve diş bakımı şart Bayram tatilini uzatarak yaz tatiline gidecek kişiler, tatile çıkmadan kesinlikle ağız ve diş sağlığı için doktor kontrollerini gerçekleştirmelidir. Gittikleri tatil beldesinde, otelde ağız ve diş sağlığı merkezi olmaması durumunda tedavi yaptıramayan kişilere tatilleri zehir olabilir. Bunun için tatile çıkmadan yapılacaklar listesinin başında ağız ve diş kontrolü olmalıdır.

Dişlerimizi elimize almak istemiyorsak yemeklerden bir saat sonra dişlerimizi temizlememiz çok önemli bir görev olmalıdır lütfen diş fırçalama alışkanlığı kazanalım.Ama öncelikle çok önemli bir bilgi paylaşmak istiyorum yemekten hemen sonra ya da çikolata, şeker gibi yiyecekler tükettikten hemen sonra diş fırçalamak diş minesine zarar verdiğinden bunu asla yapmalıyım. Diş sağlığı konusunda sürekli çalışmalar yapılmaktadır en azından kendi dişlerimizin sağlam kalması için bu bilgileri mutlaka takip etmeliyiz. Son yıllarda yapılan araştırmalar, florürlü suların çocukların süt dişlerinde görülen çürük sayısını azalttığı ortaya koymaktadır. Şekersiz kahve dişlerinizi korur Kahve tanelerinin içindeki “trigonelline” isimli maddenin, bakterilerin dişe yapışmasını engellediğine dair çalışmalar bulunmaktadır. Mesela benim gibi dişlerine önem veren travesti arkadaşlarıma yemekten sonra şekersiz sakız çiğnemelerini önerebilirim. Şekersiz sakız çiğnemek dişlere yapışan yemek artıklarını temizlemektedir. Bu bayram tatlıyı fazla kaçırıp kilo sorunuyla boğuşmamak ve daha sağlıklı diler için tatlıyla aramıza biraz mesafe koyalım mı? Şeker tadında bir bayram geçirmeniz dileğiyle hoşcakalın.

 

Aradığım erkek modeli

Dünyaya geliş amacımızın sevmek ve sevilmek olduğunu düşünürüm her zaman ve bunu yapmak için de bir erkek bir kadın formülüne ihtiyaç var. Kadınlar her zaman sevgiye sevilmeye hazır da ya erkekler bu konuda ne düşünüyor. Bugüne kadar birçok erkeği yakından tanıma fırsatı bulmanın verdiği bilgiçlikle bu konuya biraz değinmek istiyorum tabi iznini olursa. Öncelikle erkeklerin bu dünyada en çok korktuğu şey başka bir insanın sorumluluğunu almaktır o yüzden her zaman kaçak dövüşmeyi seçerler. Bağlanmayı düşünmeden kafalarına göre yaşamak için ellerinden geleni yaparlar oysa aşk onları bir yakaladı mı fena halde zincirler ve bırakmaz. Kendinden çok emin asla aşık olmayı düşünmeyen bir adamın kendisini sevmeyen travesti bir arkadaşımın dizlerinin dibinde nasıl yalvar yakar olduğunu gördükten sonra dedim ki evet bu modeller bağlanmaktan korkuyor ama bir kere sevdiler mi asla bırakmıyorlar. Bazıları ölümüne severken bazıları öldüresiye seviyor. Zaten gazetelerin manşetlerini de bu kıskanç ve çok seven erkeklerin kadınlarına nasıl kıydıkları ile haberlerle dolu değil mi? İşte ben de yıllardır böyle ölümüne beni sevecek bir erkek arıyorum şimdiye kadar denk gelmedi ama umudum var eninde sonunda böyle birini bulacağım ve sonsuza kadar ona bağlı kalacağım. , Cömert olması, oturup kalkmasını bilmesi, mümkünse modadan filan da anlaması da fena olmaz diye düşünüyorum ve bu isteklerimi buradan duyuruyorum. Bakın yazayım özelliklerini; biraz hassas, biraz romantik, biraz maceracı, biraz sürprizli, biraz gizemli, biraz bilgili, biraz zengin, biraz hovarda, biraz serseri, biraz seksi, biraz çatlak, biraz komik ve tabii çok yakışıklı olsun hatta olmuşken azıcık kıskanç azıcık gözü benden başkasını görmeyen biri olsun. Tutuğunu koparan sadrımı sarmalayan, biri olsun benim olsun da ne olursa olsun. Sahi var mıdır böyle biri, bulur muyum dersiniz ay kızlar varsa gönderin ben de size sizin istediğiniz modellerden bulurum. Arkadaş arkadaşın bir nevi çöpçatanıdır.

İşin şakası bir yana ben de biliyorum artık doğru dürüst erkek kalmadığını olsa fena olmazdı ama maalesef yok. Eski Türk filmlerinde kaldı benim aradığım gibi erkekler şimdilerde kafası sadece paraya basan, sevgilisine yeteri kadar değer vermeyen odunlar var piyasada ha bu arada sözüm meclisten dışarı istisnalar kaideyi bozmaz misali doğru erkekler üstlerine alınmasınlar. Onların yeri her zaman ayrıdır. Saygılarımla.

 

Kadınsan zaten adın yok

Bundan yıllar önce rahmetli feminist yazar Duygu Asena kadının adı yok diye bir kitap çıkardığında yer yerinden oynamış olur mu öyle şey diye en önce yine kadınlar ayaklanmıştı. Oysa kadın dediğin başka kadınlara destek olmalı doğrusu bu iken kadının kadına yaptığı düşmanlığı hiçbir erkek yapamaz. En basitinden kayınvalide olmuş bir kadın gelinine ben çok çektim sende çek der ve yapmadığı eziyeti bırakmaz. Oysa ben çok çektim gelinim bari çekmesin demeliydi. Kadının adı yok ama görevi saymakla bitmez. Kocaya of demeyeceksin. Çocuklarına iyi anne olacaksın anne iken bilgili, kültürlü her şeyi bilen ama kocana karı olurken hiçbir şeyden anlamayan cahil ve az konuşan çok dinleyen olacaksın. Ne zaman bu çelişkiyi biri fark edecek derken bir kadın diğer kadınların halinden anlayıp kitap yazdı. Önce kadınlar tarafından itelendi. Benim en çok dikkatimi çeken olay travestilere de en çok kadınların karşı olması oysa sen de ben de kadınız. Şimdi sen beni anlamazsan bir erkeğin beni anlamasını nasıl bekleyeceğim.  Ya bu dünyada çocuk doğurabilen kadın olacaksın ya da adın asla kadın olmayacak. Sanki dünya erkelerin üzerine kurulmuş. Kadınlık görevi diye bir şey duydum da erkeklik görevi lafını hiç duymadım. Ben travesti İclal işte buna karşı çıkıyorum. Karşı çıktığım kadının görevleri olması değil bizim görevlerimizin hiç bitmemesinedir. Çünkü burası aslında bütün dünyada olduğu gibi ama biraz daha fazla ataerkil bir ülke kadın onların ancak hayatının bir bölümünü, ev ve çocuklar bölümünü paylaşabilir. Ne giydiği meseledir. Ne söylediği meseledir. Nasıl davrandığı meseledir. Nereye baktığı meseledirİstanbul’da travesti olmak adına bir kitap yazsam en önce buna yer verirdim. Birlikte olduğu adam maç seviyor diye hayatında ilgisi olmayan futbol maçlarında bağırıp çağıran, nefret ettiği müzikleri dinleyen, bütün öğrendiklerini unutup kocası, sevgilisi ne istiyorsa onu yapmaya çalışan o kadar çok kadın tanıyorum ve maalesef çoğu bizim travesti kızlardan oluşuyor. Artık birilerinin erkeklere sizin de görevleriniz var o da bizi mutlu etmek diyen birileri çıksa ne güzel olurdu.

Bana açık ol

Bazen çevrenizdeki insanların açık davranmadıklarını fark edersiniz. Geçmişte yaşamış olacakları olayları düşünür, onlara karşı anlayışlı davranırsınız. Fakat yine de size karşı açık davranmazlar.

Belki de bunun nedeni zihninizden geçirdiğiniz düşüncelerdir ya da ne bileyim önyargılarınız, insanların size açık davranmamaktaki en büyük nedenleri çekinmeleri olabilir. Zihninizden geçen negatif düşünceleri etrafınızdakilerle paylaşamasanız dahi bu düşünceler yüz ifadenize yansıyacaktır. Anında görüntü denilen şey de budur zaten. Eminim, karşınızda sürekli yargılayan, hiç bir şeyden memnun olmayan bir yüz ifadesi ile dolaşan insanlar olduğunda, siz de açık davranma konusunda tereddüde düşersiniz. Burada yazdıklarıma inanmak istiyorsanız ya da burada yazanların doğru olduğunu görmek o zaman sadece bir günlüğüne sanki birine aşıkmış ya da başınıza mutlu bir şey gelmiş bir yüz ifadesiyle hafif gülümseyerek dolaşın.  Ah nerede aşk diyorsunuz aşk yoksa dostluk vardır en iyi dostunuzla geçirdiğiniz güzel bir günü anımsayarak da başlayabilirsiniz gülümsemeye şimdi mesela benim zihnime Balıkesir travestilerinden Hale ile yaşadığım muhteşem günler geldi ve hemen ardından yüzümde kocaman bir gülümseme belirdi. Benim sakar travesti arkadaşım yanında olduğum zamanlar hep böyle gülümsetir beni mutlu etmenin yolunu mutlaka bulurdu.

Sizi şimdi bu gülümseme ile karşısında gören bir insanın açık olmamak gibi davranışa girmesi imkansızdır ne demişler tatlı dil ve bir gülümse olmayacakları oldurmaya yeter. Bence bu hal hem size hem de çevrenizdekilere çok iyi gelecek! Bu denemeyi yapmaya bir günden daha fazla zaman harcadığınızda ise size karşı açık davranan bir sürü dostunuz olabilir. Gerçi dost bulmak artık o kadar zor ki herkesi dost bellemek aptallığına düşmekten korkar hale geldim. Yüzünüze her güleni de dost sanıp her şeyinizi dökmeye kendinizi açmaya kalkmayın. Öncelikle karşı tarafın sizin güveninizi kazanmasını sağlayın. maalesef devir biraz kendini kollama devri oldu.

Her neyse en azından size açık olmasını istediğiniz insanları kendinize yakın tutarak, güven kazanmaya başlamak için yeterince vaktiniz var. Bunu yaparken asla Güzün Ablalığa falan soyunmaya kalkmayın yoksa başınızı başkalarının derdinden kaldıramaz hale gelirsiniz. Her gün kapınızda benim sana anlatacaklarım var diye türeyen insanlar bitiverir. İşte burada çizgiyi öyle bir yere çekmelisiniz ki asıl istediğiniz şey gerçek olsun. Sevgiyle kalın.

 

 

 

“Kabile”

Yaz aylarında sinemada oturmak bazılarınıza sıkıcı gelebilir ama bu hafta vizyona girecek bir film için artı kırk derece bile olsa mutlaka izleyin diyebileceğim bir film var. Hoş zaten yazın da geldiği ya da geleceği yok en azından haziran ayının da soğuk ve yağışlı geçeceği kesinleşti.

Şimdi felaket telalığı yapıyorum sanmayın ben meteorolojinin yalancıyım en azından bu ay sonuna kadar yağışlı bir havayı beklememiz gerektiğini söylüyorlar. Eh ne yapalım hiç değilse Ramazan ayının terletmeyeceğinden emin olmak da iyi bir şey herhalde.

Gelelim size önerdiğim yeni filme, film Ukrayna yapımı ve bence onu özel kılan ise oyuncuları ya da konusu değil çekim şekli. Film altyazılı ya da Rusça değil, zaten özellikle bu köşeye taşımamın nedeni de bu oldu. Ukraynalı yönetmen Miroslav Slaboshpitsky’nin ilk uzun metrajlı yapıtı, sadece işaret dilinin kullanıldığı bir sessiz film. Filmin, çoğu ilk oyunculuk deneyimini gerçekleştiren yeni yüzlerden kurulu oyuncu kadrosunda, Grigoriy Fesenko, Yana Novikova, Rosa Babiy, Alexander Dsiadevich gibi isimler bulunuyor. Kısacası film sadece işaret dili ile çekilmiş.

İki saatlik film, Ukrayna’da sağır ve dilsiz okulunda yatılı okuyan bir gencin başına gelenleri konu alıyor. İlk gösterimi 2014 Cannes Film festivalinde gerçekleştiren yapım, festivalden 3 ödülle dönmüştü.

Sergey konuşma ve işitme engelli bir gençtir ve kendisi gibi öğrencilerin eğitim gördüğü bir denizcilik okuluna kaydolur. Okuldaki ilk günüyle açılan film, Sergey’in öğrencilerin kendi aralarında kurduğu sert hiyerarşik düzenle tanışmasını ve zamanla bu düzenin bir parçası oluşunu ele alır. Öğrencilerden kurulu çetenin çeşitli suçlara bulaştığı bu düzende ilk sınavı geçen Sergey, artık bu zincirin bir üyesidir. Ancak beklenmedik bir şekilde diğer üyelerden birine aşık olması işleyişi derinden sarsacaktır.

Sizin anlayacağınız ateşli bir aşk filminden söz ediyorum. Yıllar önce Manisa travestilerinden bir arkadaşla tanışmıştım onda beni derin bir hüzne iten sebep ise hem sağır hem dilsiz oluşuydu.Sağırlar sadece duyamaz ama dilsizler aynı zamanda konuşamaz yani bizler gibi akılara gelen her şeyi söyleyip, kendilerini savunmalarını imkansızdır. Bu nedenle olacak travesti arkadaşımın hali bana hüzün vermişti. Yıllar içinde bu tür insanlar için kitaplar piyasaya sürülmüş olması çok güzel bir davranış, bilindiği üzere körler için alfabe nasıl önemliyse sağır ve dilsizler için de işaret dili o derece önemlidir. Aslında ben de işaret dili bilmiyorum ama sırf böyle bir filmi sahneledikleri için yardım amaçlı ve bu güzel işler devam etsin diye filmi seyretmeye gideceğim. Sizlere de naçizane tavsiyemdir lütfen güzel işlere destek verelim. Hoşcakalın.

 

Bu arkamız bizden bıktı

Günde kaç saat sabit bir yerde oturduğunuza dikkat ettiniz mi? Şahsen ben bu yazıları sizlere ulaştırmak için günün büyük bir bölümünü bilgisayar karşısında oturarak geçiriyorum. Şimdiden belimde ve sırtımda ağrılar oluştu.

Bütün bu yorgunluktan ve ağrılardan kurtulmak için yapmamız gereken çok basit önlemler olmasına ragmen günümüz şartlarında pek çoğumuz en kısa mesafelere itmek için araba kullanıyor, akıllı telefonlarımızın başında saatler harcıyoruz.

Toplumun büyük bir kesimi de bizimle aynı durumda hatta büyük bir çoğunluk bu yüzden obez olmuş, Spor salonlarında kilo vermek için tempo tutuyor. İlk önce büyüyen ve gelişen bir popo sorunu ile karşılaşıyoruz. Şu koca popolu ünlü Kim Kardishan’a benzemek üzereyiz. Aslında bazılarımızın bu durum hoşuna gitmeye başlamış bile olabilir çünkü erkeklerin büyük popolu kadınlara bayıldığı da bir gerçek ama önlem almazsak biraz daha kilo alıp, sınırları zorlamak işten bile değil.

Adana travestilerinden çok zayıf bir arkadaşım var ben bu konuyu açınca hemen gidip kendine br bilgisayar aldı. Amacı kilo almak ve poposunu büyütmek onun için bu durum normal sayılabilir ama ben kilolu ve geniş popolu bir travesti olmak istemediğimden bazı önlemler almaya başladım. Mesela basit eğzersiz yöntemleriyle  saat başı oturduğum monitörün karşısından kalkıp yirmi dakika ayakta ev içerisinde kısa yürüyüşle yapıyorum. Kasların sürekli aynı pozisyonda kalmaları eklemlerin ve kasların doğru hareket etmesini ve fonksiyonelliğini bozuyor bu yüzden otururken doğru pozisyonu bulmak çok önemli. Oturma esnasında sandalyenizin yüksekliğini boyunuza göre ayarlayın.

Otururken ayaklarınız yere temas etmeli, bacaklarınız 90 derecelik açı oluşturmalı ve sandalyenizin sırtı bel çukurunuzu desteklemeli. Sandalyenizin bel eğimi yeterli değilse bel çukurunun bel yastığıyla desteklenmesi öneriliyor. Çünkü bel kasları yorulunca önce bel çukuru dışarı doğru hareketle düzleşiyor, omurga kamburlaşıyor. Omurgaya ve disklere binen yük nedeniyle bel ve sırt ağrıları başlıyor.

Doğru bir oturuş için omuzlarınızı kulaklarınızdan uzaklaştırın, kürek kemiklerini birbirine yaklaştırın ve dirseklerinizden destek alın. Karın kaslarını içeri doğru çekmek de daha doğru bir pozisyonda oturmanıza yardımcı olacaktır. Bütün bunları doğru ve eksiksiz uygulayarak yaşadığınız sıkıntıların azaldığını ve rahatladığınızı hissedeceksiniz. Lütfen sağlığınıza dikkat edin ve kendinize iyi bakın. Sağlıklı ve mutlu günler dilerim.

 

Sosyal medyada resim paylaşmak

Bir çılgınlık aldı başını gidiyor. Ne yedik ne içtik neredeyiz derken şimdi de her durumumuzu fotoğraflayıp, sosyal medya da yayınlama çılgınlığı başladı. En mükemmel kadın olmak yolunda ilerlemek en iyi resmi paylaşmaktan geçiyor sanki, üstelik öyle sade resimler değil bunlar hani şu aşırı erotik, seksi pozlar var ya onları paylaşmak prim yaptırıyor. İnternette porno arayacağınıza açın bu sitelerden birini çeşit çeşit fotoğraf önünüze seriliyor.

Taş gibi göründüğünüz bir fotoğrafı düşman çatlatırcasına paylaşmışsanız benden güzeli yok demek istiyorsunuz. Mükemmel kadın galiba biraz sürtük olmak zorunda kalıyor. Ne yapalım erkeklerin beğenisi kazanıp, göze girmek kolay değil. Özellikle hafta sonu dışarı çıkıp gezenler Instagram’da yoğun olarak içerik paylaşıyor. Facebook’ta 13.00-14.00, Twitter’da 13.00-15.00 ve LinkedIn’de ise 17.00-18.00 saatleri içerik paylaşmak için uygun.  Türkiye,  Avrupa’nın internette en çok zaman geçiren ülkesi oldu.  Sosyal medya kullananların, yüzde altmışının amacı, diğer insanların ne yaptığını görmek. Özellikle işe giderken sabah saatleri ve akşam iş çıkışı saatleri Facebook’un en yoğun kullanıldığı zamanken, en çok vakit geçirilen gün ise çarşamba.   Güzel bir fotoğraf paylaşacaksınız ve herkesin görmesini istiyorsanız çarşambayı beklemenizde fayda var. Benim yalnız ve güzel arkadaşlarımın internetten sevimli dostlarının yani evcil hayvanlarının resimlerini paylaşa dursunlar. İstanbul travestilerinden Banu, boy boy fotoshoplu resmini atmış bile İnstagrama, şimdi Banu’ya da haksızlık etmeyelim o da çok güzel bir trans ama ben daha güzel olanlarını tanıyorum. Bu biraz da cesaret meselesi galiba,  açık resimlerini koymak yani kim ne düşünür diye biraz tereddüt ediyoruz. Yok böyle geride durmayın paylaşın gitsin. Aman kim ne derse desin kardeşim, güzele bakmak sevap der geçersiniz. Madem trend bu yönde biz de zamana uymak zorundayız. İsteyen hafif kadın desin, beğenmeyen bakmasın.

Facebook genellikle insanların günlük yaşamları, insan ilişkileri, yaptıkları yorumlar, arkadaşlarıyla ilişkileri ve paylaşımları ile dikkat çekiyor. Bu alanda aşırıya kaçan resimleri paylaşmak doğru değil, ama instagram ünlülerin bile her hallerinin fotoğraflarıyla atıldığı tam bir gösteri alanı. Siz de bu alandan resimlerinizi paylaşabilir ve çok sayıda takipçi bulabilirsiniz. Benden hatırlatması. Sevgiyle kalın.

Sen kimsin?

İnsanın bu hayattaki tek gayesi kendisi olmak olmalıdır. Kendini bulamamış başkasının güdümünde yaşayan insanlar mutsuzluğa şerbetli olacak ve asla tam anlamıyla mutluluğu yakalayamayacaklardır.

Bu köşede yazdığım yazının neredeyse pek çoğunda size mutluluğun sırlarını vermeye çalıştım. Ama şimdiye kadar bunun ilk kuralının kendisini keşfetmek olduğundan bahsetmedim. O yüzden ne yaparsanız yapın mutlu olmanın ilk şartını yerine getirmemişseniz mutluluğun kapısını aralamak hayalden öteye gidemez. . Kendi benliğimizi bulduğumuz andan itibaren bizim için belirlenen kimlik ve rollerden sıkılır, mutsuz oluruz. Demek ki mutluluğun ilk şartı gerçekten kendimiz olabilmektir. Öteki türlü programlanmış bir hayatı yaşamaktan ileriye gidemeyen başkaları tarafından oluşturulan zoraki kimlik olmaktan öteye geçemeyiz. Artık kendini ertelemeyi bırak ve hayata bir sıfır yenik başladığını unutup neysen o ol.

Ne demiş  usta; “Ya olduğun gibi görün, ya da göründüğün gibi ol.” Sen bu ikisini de başaramıyorsan mutluluğun seni bulmamasında şansın ne suçu var.

İnsanın hayatta tanıması gereken en önemli kişidir kendisi. Kendini bilen kendini bileni çağırır hayatına. Kendini bilen insandır duruşu olan insan. Benlik algısı dediğimiz şey insanın kendisini nasıl tanımladığı ve tanıdığıdır. Yani kendini nasıl gördüğüdür. Bu güne kadar kim olduğuna ailen, eşin, dostun, çevren karar vermişse sen olmayı beceremedin demektir. Bırak kötü yanlarını herkes görsün ki,m demiş herkes mükemmel olmak zorundadır diye inanma bu boş laflara bu dünyada mükemmel diye bir şey yoktur.  Sen kimsin sorusuna bugüne kadar en güzel cevabı aldığım kişi, Ankara travestilerinden Bade olmuştur. Onun verdiği cevap aslında herkesin vermesi gereken en temel cevaptır. Bana ” ben bir insanın, hataları, kusurları, inişleri, çıkışları olan ve bu dünyada sadece bir sınava tabi tutulan” diye cevap vermişti. İyi olmak her insana özel bir durum olsaydı kötüleri nasıl ayırt edebilirdik ki?Yüce yaradan herkesin mükemmel olmasını ist4eseydi kuşkusuz öyle yaratırdı.

Şimdi gerçekten kim olduğuna karar ver, sana biçilen rolü yaşamak yerine senin içinden gelen kişiliği yaşa sonra ben dünyaya doymadım diyerek gittiğin gün kendine hesap veremezsin. Her zaman kendiniz kalmanız dileğiyle, hoşcakalın.