Monthly Archives: Aralık 2014

Gümüş sevenler buraya

Latince ismi “Argentum” İngilizce ismi Silver olan gümüş şekil verilmesi en kolay olan madenlerden birisidir. Altın kadar olmasa da çok değerli olan gümüş kullanımı insanlık tarihi kadar eskidir. Rengi beyaz olan gümüş parlaklığı ile de kadınları büyülemektedir.

Bu nedenle mücevher olarak en çok tercih edilen maden gümüştür. Altın kadar pahalı olmayan gümüş, kolay eritilebildiği ve şekillendirildiği için çok fazla alanda kullanım imkanı bulmuştur. Hediyelik süs eşyalarında tutun da takı olarak da kullanılan gümüş eski çağlarda para olarak da kullanılmıştır. Gümüş sikke koleksiyonu yapan bir travesti koleksiyonuna paha biçemiyor.

Gümüş madeni tarihte bir çok yöntemle elde edilmiştir. Bunlardan en çok kullanılanı kurşunla karıştırma yoludur. Kurşunla birlikte fırında eritilen gümüş saf olarak ayrılır.

Bir de amalgama diye bilinen bir yöntem vardır. Çamur haline getirilen gümüş maddesi, tuz ve civa ile birleştirilerek saf gümüşün ortaya çıkarılması sağlanır. Saf gümüş aslında çok çabuk pas tutmaz yine de evinde gümüş eşya bulunan kişiler gümüşlerini ara sıra parlatmak zorundadırlar. Ayrıca gümüş elektrik  ve  ısıyı çok iyi ilettiği için elektrikli eşyaların yapımında kullanılır. Gümüş günümüzde pek çok alanda karşımıza çıkar. Bunların en bilinenleri; Fotoğraf sanayi, süs eşyası, dişçilik, pil yapımı, takı yapımı ve üste de bahsettiğimiz gibi elektronik alanıdır. Eskiden elektrik teli olarak kullanılan gümüş diğer alanlarda kullanımı artınca yerini bakıra bırakmıştır. Gümüş aynı zamanda deniz suyunun tuzdan arınıp, içilebilir hale gelmesinde de kullanılır. Dünyada deniz suyundan temiz içme suyu elde etme çalışmaları hızlanmıştır.

Gümüşlerin hava ile teması ile çok çabuk oksitlendiği bilinen bir gerçektir. Peki oksitlenen gümüşlerinizi evinizde nasıl temizleyebilirsiniz? Bunun için kullanılan basit ve pratik birçok yöntem bulunmaktadır. İçlerinden en kolay uygulanabilenleri sizlerle paylaşmak isterim;  Evinizde bulunan gümüş eşyanın üzerine bir miktar diş macunu sıkın ve suyun içine koyarak 1 saate yakın bekleyin. Daha sonra iyice durulayın arkasından kurulayın. Diğer bir yöntem kadınların evde temizlik maddesi olarak en çok kullandığı sirke ve karbonat ile temizlemek, . bir kabın içerisine  iki yemek kaşığı sirke koyduktan sonra kabı ile su ile doldurun, Sirkeli suyun içine iki yemek kaşığı kabartma tozu ekledikten sonra gümüş kolye, yüzük vb. aksesuarınızı bu karışımın içinde bir saat kadar bekletin. Aynı işlemi tuz ve limon suyu karışımı ile de yapabilirsiniz. Ben de travesti İclal olarak gümüş eşyalarımı bu şekilde temizliyorum, sonuçtan çok memnunum sizde zahmetsizce yapılan bu yöntemlerle gümüşlerinize yeniden parlaklık kazandırıp, ömürlerini uzatabilirsiniz.

 

 

Güzel kadınlar

Güzel olmak her kadının hayalidir. Başkaları tarafından beğenilmekten haz duyan kadınlar güzel görünmek için bildikleri her yolu denerler. Oysa güzellik kavramı kişiye göre değişir. Bazı erkekler tombul kadınları tercih ederken bazı erkekler zayıf kadınlardan hoşlanırlar. Sarışın kadın sevenler, esmer kadın sevenler hatta benli sevenler bile vardır.

Her yıl bir çok ülkede kadınların güzelliğini tescillemek adına yarışmalar düzenlenir. Güzellik yarışmalarında bulunan jüriler ünlü kişilerden seçilir. Bu yıl Almanya’da düzenlenen bir yarışmada güzeller internet üzerinde oylamaya sunuldu yarışmaya herkes jüri olarak katılabiliyor. Almanya yarışmada birinci olan güzeli noel 2014 güzeli olarak taçlandıracak. Güzellik yarışmalarını hiç kaçırmadan takip ettiğim travesti bir arkadaşımla bizde siteye girerek güzellere oy verdik. Bakalım kim kazanacak…

Bir kişinin “güzel” olarak vasıflandırılması , ister şahsi görüş olsun ister toplumun ortak değer yargısı olsun sıklıkla, kişilik, zeka, zerafet, cazibe gibi “iç güzelliğinin” ve sağlık, gençlik, ortalamaya yakınlık ve yaygınlık, cilt gibi “dış güzelliğin” bir birleşimine dayanır. Araştırmalar insanlarda beğenilerin ortaya çıkmasında, hayvanlarda olduğu gibi eş seçimi kriterlerinin en etkili fenomen olduğu olduğunu ortaya koymuştur. Dış güzelliği ölçmenin ortak bir yolu toplumun ortak kararı veya genel kanısı Güzellik yarışması gibi törenlerde ortaya konur. Ancak iç güzelliğin ölçülebilmesi, her ne kadar güzellik yarışmaları sıklıkla bunu dikkate aldığını iddia etse de daha zor olan bir konudur.

1960’lı yıllarda Ülkemizde tombul, göbekli kadın rağbet görürken, şimdilerde 36 beden incecik kadınlar rağbet görüyor. Bunun en önemli nedeni gelişen global dünyada her ülkenin kadınlarını karşılaştırma şansı bulmamızdan kaynaklanıyor. Güzeli güzel yapan en baş unsur beğenidir. “Güzelliğin 5 para etmez bu bendeki aşk olmasa” diyen ünlü aşık bu konuyu bir cümle ile çok güzel anlatmıştır. Tolstoy “Güzel olan  sevgili değildir; sevgili olan güzeldir.”  demiştir.

Kısacası güzellik göreceli bir kavramdır ve bir kısım jürinin oyları ile en güzeli belirlemek yanlıştır. Ona göre güzel olanı ben beğenmek zorunda değilim diyen Bursa travestilerinden bir arkadaşın görüşüne bu noktada katılıyorum.

Özellikle az gelişmiş ülkelerde güzellik yarışmaları kadınları bol paraya, şöhrete götüren yolun anahtarı gibi görülüyor. Güzel olmak uğruna bıçak altına yatıp sağlığını tehlikeye atan kadın sayısı da oldukça fazla,  fakat ne olursa olsun güzel olmak her kadın hayali ve bunun için bir bedel ödenmesi gerekiyorsa ödenmelidir. Orta yaş sonrası başlayan kırışıklıklar ve bedende bozulmaları geciktirmek için de bitkisel formüller ya da eczaneler de satılan kremleri kullanabilirsiniz. Sonsuza kadar güzel kalın.

 

 

 

 

Romantik mi, Gerçekçi mi?

Romantik akım, tarihte Fransız Devrimi ile ortaya çıkmış edebi bir olgudur. Oysa gerçekçilik tarihin ilk dönemlerinden beri insanoğlunun hayata bakış açısını tanımlamaktadır. Şiirlerde, şarkılarda ve filmlerde beğenilen romantizm gerçek hayata bazen uymayabilir. Ütopyada yaşamayı tercih eden romantikler, iş gerçek hayata uygulamaya gelince tökezleyip, kalırlar.

Beraber film izlediğim bir travesti arkadaşım romantik partnerinden övgüyle bahsedince aklıma bir soru takıldı, her şeyi romantizmle anlatmak mümkün müydü? Hayatın acı gerçekleri sadece romantik davranarak savuşturabilir miydi? Aynı şekilde sadece gerçekçilik kavramı yeterli gelebilir mi sorusunu da sorabiliriz. Bunların topluca cevabı sanırım yerinde ve zamanında yapılacak davranışlar olarak cevaplandırılabilir.

İnsanoğlunun doğasında ara sıra da olsa gerçeklerden uzaklaşmak ve yalan da olsa güzel sözler duymak dürtüsü yatar romantizmi bu kadar değerli kılan da bu dürtüdür. Akşam eşinize alacağınız bir hediye ya da kuracağınız güzel bir sofra sizi biraz olsun gerçeklerden uzaklaştırıp, romantik bir akşam geçirmenizi sağlayabilir ya da doğru ve dürüst yollarla seçilmiş birkaç güzel kelime herkesin aklını başından alabilir.

Romantizm akımının doğduğu yıllarda yazılmış edebi eserler okuyucular tarafından çok beğenilse de, realizm ve klasizm halen geçerliliğini korumaktadır.

Realist bir insan romantik olamaz demiyoruz ama romantik bir insanın çok gerçekçi olup olmadığı tartışılır. İnsanların özgürlüğü arttıkça romantizm de kendi içinde yükselme göstermiştir. Çünkü özgür bireyler hayatın gerçeklerinden kaçıp, romantik eserler vermeye meyil göstermişlerdir.

İnsan öyle derlenip toparlanıp bir köşeye atılacak bir eşya değildir, duyguları vardır ve bazen duygularının ön plana çıkarılması ve ona dokunulmasını ister. İşte romantizm tam da bu isteği karşılamak insanı değerli kılmak için gelişmiştir. Romantikler duygulardan beslenirler ve onlara göre insanlar duygularında beslenir ve burada aklın yeri yoktur. Oysa gerçekciler için durum bunun tam tersidir her şeyi akıl yoluyla açıklamaya çalışan, akılcı cevaplar bulmaya çalışan realistler toplumda değer kazanmak için doğruları ön plana çıkarırlar.

Doğadan ve güzel olan her şeyden beslenen romantikler için yer ve zaman kavramı onlar tarafından belirlenen, onların duygularını yansıtan nesnel konulardır ve subjektif konularla çok da ilgilenmezler.

Siz yanınızda güçlü bir romantik mi, yoksa bir realist mi taşıyacağınıza kendiniz karar vermelisiniz. Travesti bir arkadaşımın dediği gibi hepsinden biraz olan bir eş bulmak en mantıklısı olacaktır. Hayatınıza nasıl bir yön vereceğiniz özgür bir ülkede tamamen size bağlıdır. İster sonuna kadar bir romantik ister bir realist olun unutmamamız gereken insan olduğumuz gerçeğidir ve insan olarak yaşadığımız her duygu bize aittir. Bizi biz yapan duygularımız ve kalbimizden gelen sestir. Kalbinizin peşinden gidin ve yönünüzü kendiniz belirleyin. Sağlıkla kalın.

 

 

Ayrılmaz ikililer

Kagıt olmasaydı kalemin icadının bir anlamı da kalmazdı.

Hayatta birbirinden ayrı düşünemeyeceğimiz pek çok şey vardır. Leyla’yı Mecnun’suz düşünmek ne kadar anlamsız da bazı şeyler kendini tamamlayanlar olmadıkça hiçbir anlam ifade etmez bizlere,  simidi çaysız, ekmeği katıksız düşünmek gibi bir şey seveni sevdiğinden ayıramazsınız.

Sinemada da böyle ayrılmaz ikililer oldukça fazladır. Sessiz sinema dönemini hatırlayanlar Lorel ve Hardy’i hiç tek başına izlememiştir.

Güneye yaptığım bir gezi sırasında tanıdığım iki travesti arkadaş doğdukları günden beri hiç ayrılmadıklarını söylediklerinde çok şaşırmıştım. Komşu iki ailenin çocukları olan bu kişiler aynı mahallede büyümüşler ve ilk sırlarını birbirlerine vermişler. Bulundukları durum da ortak olunca birlikte yaşamaya karar verip, hiç ayrılmamışlar.

Benim de ayrılamadığım bir ikilim var mesela, cep telefonum telefonumu almadan asla bir yere gitmem. Bazı şeyler vardır yan yana geldiklerinde ne kadar harika durduklarına şaşarsın. Kuru fasulyeyi pilavdan,  döner ekmeği ayrandan ayıramazsın.

Şairin tutkusu olan şiiri ondan ayrı düşünemezsin. Müziğe aşık olanı şarkıdan ayıramayacağın gibi, patatese sormuşlar seni ne tamamlar diye ketçap ve mayonez demiş. Ayrılmaz ikili olmak zordur bir yandan da her şeyine katlanmak gerektirir.  Hayatta bunun gibi biri olmadan diğerinin değerinin anlaşılamadığı pek çok ikiliye rastlarsınız.

Çizgi film izlemeyi çok seven bir travesti Tom ve Jerry’nin ayrılmaz ikili olduklarını söyledi ben de ona katılıyorum . İnsanın ayrılmaz parçasının yaşadığı dünya olduğunu düşünenlerin sayısı da oldukça fazladır. Çünkü henüz insanın yaşayabileceği başka bir gezegen keşfedilmemiştir.

Benim için ise doğa yanı tabiat ayrılamayacağım beni ben yapan yerdir. Asla yeşili göremediğim bir evde oturmak istemem. Kapımı her açtığımda içeriye mis gibi dolan ıhlamur ağacından vazgeçemem. Beni ben olduğum için seven eşimden vazgeçemem.

Sosyal medya da okuduğum pek çok konuyu derinlemesine düşündüğümde insanların bağlanma ve birlikte yaşama ihtiyaçları olduğunu düşünüyorum. Demek ki insan etrafında başka insanlar olmadan da yapamıyor. İnsanın ayrılmazı yine bir insan oluyor. Etrafımızda bulunan insanlara aynı zaman da ihtiyacımızın da olduğunu unutmadan yaşayabilsek belki de dünyada savaşların önüne geçebiliriz.

Bir travesti arkadaşımın da dediği gibi madem hepimiz aynı anne babadan geliyoruz o zaman neden bu kin, nefret  bu dünyaya da içinde yaşayan insanlara da sadece insan olmak için ihtiyacımız olduğunu unutmayalım. Bizi biz yapan her şeye dört elle sarılmak ve ayrılmaz ikililerimizi  var olduğumuz sürece yanımızda tutmak bizim elimizde ve şimdi tam zamanı kalbi vicdanla birleştirip ayrılmaz ikili yapmanın. Hadi kolay gelsin.