Monthly Archives: Şubat 2015

Yalnızlığın şarkısı

ph3.jpg-r_640_600-b_1_D6D6D6-f_jpg-q_x-xxyxx

Uzun süren bir ilişkiden sonra gelen yalnızlık kadın için tam bir boşluğa düşme durumudur elini kolunu nereye koyacağını bilemeyen çaresizlik hisseden kadınlar, çareyi günübirlik ilişkilerde ya da kalabalık arkadaş ortamlarında ararlar. Oysa bu yalnızlığın çaresi olmak yerine derin bir acıyı da yanında getirir. Gelen mutsuzluğun ayak sesidir. Yerçekimi kuvvetini bulan bilim adamı aşk için köprü gibidir bu köprüyü kurmak yerine etrafına duvar ören insanlar her zaman mutsuz olmaya odaklanırlar demiş. Ben de bu söze bayıldım doğrusu ve kendi hayatımda ne kadar çok duvar olduğunu bu sözden sonra fark ettim.

Ayrılığın acısı bazen kalp krizi geçirmek gibi tam da kalbinizin üzerine çöreklenir. Geçmeyen kronik bir rahatsızlığa döner. Ayrılık acısı yaşayanlar bu duyguları ‘İçimde bir acı var, tam göğsümün ortasında geçmiyor, bir an unutsam bile birden ortaya çıkıyor. Sanki hep orada kalacak ve hiç geçmeyecek’ diye anlatıyorlar. Belki bana fazla arabesk diyeceksiniz ama iş damardan ayrılık şarkıları dinlemeye kadar uzanıyor.  Sanırım sevgilisinden yeni ayrılan biri olarak bu tanımı kolaylıkla yapabilirim. Ama benimle birlikte yalnızlığımı paylaşan İstanbul travestilerinden Aysıma bu duygudan kurtulmam için elinden geleni yapıyor. Tabi yalnızlık paylaşılamayan bir duygu olduğu için ben yalnızlığımı tek başıma yaşayıp duruyorum.

Modern zamanlarda kadınların, travestilerin ve erkeklerin yalnız yaşamaya başlaması sanırım özgürlük ve özgüven duygusunun artmasından kaynaklanıyor. Kendi kendine yetebilen insanlar her şeyi süpermen gibi karşılayabileceklerini sanıyorlar oysa aşk tek kişilik bir oyun değildir. Mutlaka karşısında bir eş ister.  Günümüz insanı kendi maddi imkanları olan tek başına küçük dairelerde yaşayan, akşamları takıldığı kişilerle vedalaşıp ayrılan yaratıklar oldukları için aşkın ve ayrılığın önemini kavramakta zorluk çekiyorlar. Hatta ayrılık sonrası kendini fazla dağıtan tipler bile var aralarında aşk acısını yeni bir aşkla bastırabileceğini düşünen bu kişiler dediğim gibi günübirlik ilişkilerde çare arıyorlar.

Kadınlar ayrılık sonrası başka birinin kollarına erkekler kadar kolay atlamazken, bu durumu önemsemeyen erkekler yeni aşklara yelken açtıklarını sanıyorlar. Oysa bu sadece yeni bir mutsuz birlikteliğin başlangıcı oluyor.  Belki de yalnızlığın zor kısmını sadece kadınlar yaşıyor bilemiyorum ama bildiğim tek gerçek yalnızlığın insana özgü olmadığı umarım hiç kimse bu dünyada yalnızlıkla sınanmaz. Hepinize mutlu bir beraberlik dilerim.

 

Cilt lekelerine son

1411119335638

Hepimiz pürüzsüz bir cildin hayalini kurarız. Ayna karşısına geçtiğimizde yüzümüzde gördüğümüz lekeler ve delikler yüzünden kendimize güvenimiz uçar gider. Mesela ben ne zaman  yüzüme aynada yakından baksam gözaltı morluklarım ve torbalarım yüzünden üzüntü duyarım. Bir de bunları gençlik yıllarımdan kalan sivilce izlerim eklenince makyaj yapıp kapatmaktan başka şansım olmadığını düşünürüm.

Oysa lekelerden ve sizi rahatsız eden  şeylerden kurtulmak çok kolay. Cilt bakımının ilk şartı cildi temiz tutmakla başlıyor. Cildinize uygulayacağınız buhar banyosu ile ölü derilerden arınıp, toz bitkisel bir maske uygulayabilirsiniz. Cildine hayran olduğum travesti Ayda, her banyoda bu yöntemi uyguladığını söylediğinde bende denemeye başladım ve gerçekten de kısa sürede cildimde düzelmeler oldu.

Hazır maskeleri kullanmak istemeyenler ise maskelerini evlerinin mutfaklarında rahatlıkla yapabilirler. Örneğin ballı yöntemde; İki çay kaşığı bal, yarım çay bardağı yoğurt, bir çay kaşığı greyfurt suyunu karıştırın. Karışımı cildinize sürün. Maskeyi 15 dakika sonra yıkayın ve nemlendirici uygulayın.  Normal ve kuru ciltlerde cildin kısa sürede nasıl parlak bir hal aldığına inanmakta zorluk çekeceksiniz.

Büyük atalarımızın kullandığı maya yöntemi ise bilinen en eski cilt temizleme yöntemi, mayanın cilde yararları saymakla bitmiyor. Antik Mısır’da kadınlar ekmek mayasını güzelleşmek uğruna ciltlerine sürerdi. Belki de Kleopatra’nın güzelliği mayadan gelmektedir. Mayanın mikrop öldürücü özelliği de bulunmaktadır. Açık yaraların üzerine sürülen maya merhem olarak da kullanılabilir. Mayanın içinde bulunan CM Glukan maddesi hücre yenilenmesini sağlamaktadır. Aynı zamanda bağışıklık sistemini de güçlendiren bu madde cildinize esnek ve sıkı bir görüntü kazandıracaktır. Peki bu mayayı nasıl kullanırız diyenler için; ? Bir paket yaş mayayı birkaç damla süt ile karıştırın ve cildinize sürün. Kaskatı olunca yıkayın.  İşte bu kadar basit bir yolla harika bir cilde sahip olacaksınız.

Bir de tabi her derde deva karbonat var. Bir çay kaşığı maya, bir çay kaşığı karbonatı 10 damla su ile ıslatın. Bu malzemeyi yüzünüze sürün, 15 dakika sonra yıkayın. Maya gözeneklerinizi temizler, karbonat ise zaman içinde dert ettiğiniz lekelere veda etmenizi sağlar. Yağlı ciltlerden arınmak için ise; limon maskesi kullanmak gerekir. Limonun asit özelliği ciltteki fazla yağı emer ve daha kuru bir cilde sahip olabilirsiniz.  İki  limonun kabuğunu soyun. Suyun içine koyun ve yarım saat bekletin. Sonra robotta püre haline getirin. Temizlenmiş cildinize sürüp, 10 dakika sonra suyla yıkayın. Laf aramızda travesti Ayda’nın da güzellik srrı limonmuş. Çünkü onun da yağlı bir cildi var ve özel bakım gerektiriyor. Siz de öncelikle cilt testi yaptırıp cildinizin nem oranını öğrenin daha sonra da ona uygun maskeleri evde kendiniz yaparak hem tasarruf hem zamandan kazanın.

 

 

 

 

Hayatı film gibi yaşamak

filmBazı insanlar vardır hani hayatı film gibi yaşamayı severler, Onların hayatlarında kötülere ve kötülüklere yer yoktur.  Anderson’dan masallar kitabı okur gibi ıskalarlar gerçekleri, çocukların bolca izlediği çizgi film kahramanları gibi hastalık ve ölümün bile kendilerine uğramayacağını zannederler.

Oysa gerçekler hiç de öyle onların sandığı kadar masum değillerdir. Örneğin;  Pamuk prenses zehirli elmayı yedikten sonra beyaz atlı prensin öpücüğüyle uyanmaz gerçek hayatta, hatta külkedisi ömrünün sonuna kadar hizmetçilik yapar üvey kardeşlerine, yani hayat gerçekte kolayca geçmez.

Bir apartmanın en üst katında oturan bir çocuk saçlarını Rapunzel gibi uzatıp, kaçamaz ona baskı yapan ailesinden, tıpkı travesti istanbul Ayda’nın çocukken saçlarını balkondan sarkıtıp, beklemesi gibi boş hayallerdir bunlar. Kadın olarak maalesef ince bir ruha sahip olduğumuz için olacak hayattan beklentilerimiz erkeklere göre kıyaslandığında oldukça fazladır. Bizler iyinin ve güzelin aşığı olmuşken, erkekler tekdüze bir hayatın peşinde koşarlar. Belki de bu yüzden anlamaz bir erkek bir kadını ya da tam tersi bir kadın bir erkeği, insanları anlama kitabını yazanlar da insan olduğuna göre kimi kime anlatacağız.

Ben masalları inkar etmiyorum aslında masal gibi, film gibi bir hayatı yaşamanın ne kadar imkansız olduğunu dile getiriyorum. Her düştüğümde canım acıyor öyle masallardaki gibi kalkıp yoluma aynen devam edemiyorum. Kimsenin gerçekleri görüp yola gelmesini de beklemiyorum. İyi iyidir, kötü de kötü. Bunu değiştirmeye benim gücümde sizin gücünüz de yetmez. Aşk filmlerinin hep mutlu sonla bitmesini beklersiniz oysa senarist bu sefer küçük bir değişiklik yapıp, yakışıklı oyuncuyu öldürüverir, Donakalırsınız. İşte hayat da böyle bir şeydir bazen hiç olmasını istemediğiniz şeyleri arka arkaya yaşayıp, yaralar alırsınız. Bazen bu yara bereler sizi güçlendirip, yaşama dört elle sarılmanıza neden olurken, bazen de yaşamaktan soğursunuz. Fakat ne olursa olsun sabretmeyi öğrenirsiniz. Kötülüklerin yanında güzellikleri de derlemeyi öğrenirsiniz. Çünkü yaşamak o kadar basit değildir. Zaman akıp giderken, sizin lehinize ya da aleyhinize akıyorsa günler, başka mevsim düzelir der sabredersiniz. Masalların arkasına  saklanıp, camdan bir tabutta yatarak beklemezsiniz hiçbir şeyi.

Belki de istanbul travesti Ayda gibi saçlarınızı kestirip, uzatmayı bırakırsınız balkondan hayal kahramanı prensi beklemeyi bırakıp, gerçeklere dönersiniz. Ne yapıp yapmayacağınıza karar verecek olan sizsiniz.

İster bir Amerikan filminin baş kahramanı olursunuz ister kendi dünyanızın başrolü, sonuçta acısıyla tatlısıyla yaşanan ve yavaş yavaş tükenen hayat sizin. Masal tadında bir dünya dileğiyle hoşçakalın.

 

 

 

Bu cinsiyeti hiç duymamıştım

Cinsiyetine doğumla karar verilmiş insanlar için hayat oldukça kolay ilerler, oysa bu dünyada çift cinsiyetli, lezbiyen, trans, travesti, gay bireyler de yer almaktadır. Şimdi sizlere benim  yeni öğrendiğim bir tanımdan bahsetmek istiyorum. Galler ülkesinde yaşayan bir kadın, cinsiyet kimliği için Bi_Gender terimini kullanıyor. Ne olduğunun merak ettim ve sizler için bir araştırma yaptım. Bi-Gender cinsiyet gün içerisinde değişen farklı cinsiyetlere bürünen kişiler için kullanılıyormuş.

Örneğin benim araştırdığım kişi olan Layla henüz çok genç sadece on sekiz yaşına olan Layla, sabah kalktığında kendinin hangi cinsiyette hissediyorsa o şekilde giyinip, çalıştığı sosyal kuruma gidiyormuş. Gün içerisinde cinsel kimlik tanımı değişen Layla, öğleden sonra birden bire erkek gibi giyinip,dolaşmaya başlıyormuş. Dünya üzerinde bu şekilde cinsiyetine karar  verememiş çok sayıda insan olduğunu öğrendim Hatta Facebook arkadaşlık sitesi yakın zamanda cinsiyet kısmına travesti ve gay’den sonra Bi- Gender tanımını da eklemiş, şimdilik bunu yapan tek site Facebook, sanırım sayıları yakında artar pek çok insan benim gibi böyle bir durumun varlığından yeni haberdar oluyor.

Layla erkek olduğunda Layton adını kullandığını anlatırken, bu durumu yüzünden bir ilişkisi olmadığını özellikle belirtiyor öyle ya sabah kadın, akşam erkek olan biri hangi cinsiyetle birlikte olacağına da karar veremez. Ayla uzun bir süre erkek gibi yaşamayı denemiş hatta kendine bir sevgili bile bulmuş fakat bu durum uzun sürmemiş çünkü Layla kadın olmayı çok özlüyormuş. Her iki cinsiyetten de vazgeçemeyeceğini anlayan layla şimdi içinden geldiği gibi yaşıyor.  Layla ile Layton’un kişilikleri de birbirlerinde tamamen farklıymış Layla sakin, sessiz bir kızken, Layton delifişek bir delikanlı hatta biraz asabi biriymiş. Patavatsızda olan Layton, etrafı tarafından pek sevilmezken Layla karakteri çok seviliyormuş.

Toplumu iki cinsiyetten ibaret gören insanların baskısı nedeniyle bu durumu yaşayan pek çoğu açığa çıkmaktan korkarken Layla’nın bu cesur tavrı hoşuma gitti. Avrupa toplumlarında bu durumu açıklamak belki daha kolay olabilir ama gün gelecek Asya toplumlarında bu gerçekle yüzleşmek zorunda kalacak ve o gün biz de varız diyebilme şansını yakalayacağız.