Monthly Archives: Nisan 2015

Gel de bu yaratıklara katlan

Gün geçmiyor ki bir tecavüz haberi gazetelerde boy göstermesin. İnsan görünümde yaşayan ama insan olmayan yaratıkların, dolmuşta, ormanda, sokakta kısacası canının istediği her yer ve mekanda tecavüze kalkışması yanında bir ahlaki çöküşü de getiriyor.

Kendilerinde böyle bir hak gören insanlıktan nasibini almamış yaratıklardan üçü dün nişanlısıyla otomobillerinde sohbet eden bir genç kıza tecavüz etmişler. Genç kızın itirafları da tecavüzlerine yalvardığı, ne olur beni öldürün ben bu utançla yaşayamam dediği gazete sayfalarında çarşaf çarşaf yayınlandı. Nedende bu dünyada utanması gerekenler değil de her zaman haksızlığa uğramış olan insanlar utanıyor. Tecavüz sonrası kendini toplumdan soyutlayan bu insanların bunu yapmalarındaki en büyük neden maalesef yine ahlaklı gibi duran toplumdur. Tecavüz ya da tacize uğrayan insanlara bakarken vebalılara bakarmışcasına merak ve acıma duyguları ile bakan insanlar yüzünden suçlular yerine suçsuz insanlar mahkum ediliyor.

Dünya üzerinde en çok taciz ve tecavüz olayları ile karşılaşanlar sanırım biz travesti bireyler oluyoruz. Nedense sesimizi yükseltmemizden faydalanmak bizi toplumun gerisine atmak isteyen vicdansız insanlar bize yapılanlara kulaklarını tıkarken, bizim başımıza gelenlere ses çıkartmadıklarında toplumda ahlaksız sayısının artacağını ve bir gün kendi kızlarının ve çocuklarının tehlike altına gireceğini hesaplamıyorlar.

Çok biline bir atasözü der ki balık baştan kokar. Kötü bir olayın kimin başına geldiğine bakmaksızın eşit bir duruş sergilense sanırım yaşanan bu ahlaksızlıklar ve bu yaratıklar bu kadar rahat hareket edemez.  Ahlak bir insanın içindeki polistir. Doğruyu ve yanlışı önce kendi vicdanına sorması gereken insanların içlerindeki polisi harekete geçirmeleri şarttır. Yoksa daha nice genç kızımız bu yaratıkların elinde oyuncak olur. İçine kapanır ve intiharın eşiğine gelir. Eğer tecavüz suçu için bir halk oylaması yapılsa idamın geri gelmesine evet diyecek milyonlar bu ülkede, maalesef bu bilinmesine rağmen hiç giremeyeceğimiz bir Avrupa Birliğinin kurallarına uymak zorunda bırakılıyoruz. Geçen yıl tecavüze uğrayan Antalya travestilerinden bir arkadaşımızın davasında tecavüzcü önünü ilikledi, üstelik zaten tecavüz ettiği kişi bir travestiydi denilerek indirim yapıldı. Bizler tecavüz suçu karşısında topyekun birlik olup, el ele yol alırsak ve ne olursa olsun tecavüz davalarında indirimi ve hafifi cezaları kabul etmezsek belki bir şeyler değişmeye başlar Yoksa hiçbir kadının bu ülkede can ve namus güvenliği yok demektir. Bizler bu insanlıktan nasibini almamış yaratıkların aramızda dolaşmasına katlanmak zorunda değiliz. Sevgiyle kalın.

 

Filmler ve gerçek hayattaki karşılıkları

Dünya üzerinde pek çok gerçek hayattan alıntı filmler çekilmiştir ya da bunun tam tersi bir yönde bir kitabın uyarlaması filmler yapılmıştır. Baz psikolojik bozukluğa sahip garip insanlar cinayet romanlarından etkilenip, seri katil olurken, bazı insanlar okudukları kitaplardan etkilenip senaryolar yazmıştır. Ancak hiç biri beni son yaşanan uçak kazası kadar ilgilendirmedi. Belki uçağa binmeyi sevmediğimden olacak (kendimin kontrol etmediği araçlara pek sıcak bakmam) uçak kazaları çok ilgimi çeker. Kurtulanının pek olmadığı uçak kazalarından sonuncusu Fransa’da yaşandı. Olayı televizyon ve gazetelerden takip edenler de bilirler suçlu olarak yardımcı pilot gösterildi ve bu kişinin psikolojik sorunları yüzünden koca uçağı düşürdüğü ve yüzlerce insanın ölmesine neden olduğu açıklandı.

Düşünün binlerce fit yükseklikte uçuyorsunuz, uçak düşmeye başlıyor ve sizin yapacak hiçbir şeyiniz yok. Umarım kimse böyle bir durumla karşılaşmaz ama hayat bu belli olmaz sonuçta herkes alnına yazılan kaderi yaşamak zorunda. Benim Antalya’da oturduğum yıllarda tanıdığım bir travesti arkadaşın uçak korkusu vardı mesela gideceği her yere toplu taşıma aracıyla gitmek yerine illa ki kendi kullandığı araba ile giderdi. Bir gün nedenini sorduğumda bana “ipler elimde olunca içim rahat ediyor” demişti.

İçinizde böyle düşünen başkaları da olabilir sonuçta her fikre saygı duymalıyız.  Benim asıl kafamı kurcalayan mesele ise son yaşanan uçak kazasının bire bir aynısının geçen yıl film olarak çekilmesi ve katilin sanki bu filmi izleyip planını öyle yapması. Çünkü film İspanya’da geçiyor ve düşen uçakta İspanya’dan havalanmış, Sanırım katil başta da belirttiğim gibi izlediği bir filmin etkisinde kalarak yola çıkmış. İspanyol yapımı filmde konu şu şekilde gelişiyor. Bir kabin asistanı hayatı boyunca kendisine zararı dokunmuş olan herkesi aynı uçakta topluyor ve daha sonra kendisini bir şekilde kokpite kilitliyor. Uçaktaki insanlar oraya bir intihar girişimi için toplandıklarını fark ettiklerinde ise yapılacak bir şey kalmamış oluyor çünkü kabin amiri çoktan uçağın burnunu yere doğrultmuş ve hızla irtifa kaybeden uçakta sadece dua edecek kadar vakitleri var. Filmin konusu ve Fransa uçağında yaşananlar herkeste aynı duyguları uyandırır mı bilemem? Ama bana sorarsanız yardımcı pilot intihar planını yapmadan önce bu filmi defalarca izlemiş olmalı.

Çabuk etki altında kalan bir toplum olarak, izlediğimiz ve okuduğumuz şeylere dikkat etmekte yarar var. Saygılarımla.

Nereden gördüm o zalimi

Yok bu sefer size şarkı türkü ya da film anlatmayacağım. Hayatınızın en heyecanlı bir anından ilk buluşmadan bahsedeceğim.

Eğlenceli geçmesini umduğumuz ama yere çakıldığımız ilk buluşmalar, bize tarifsiz sıkıntılar yaratırken, her şeyi elimize yüzümüze bulaştırmaktan geri kalmayız. Bir insanı birkaç dakika görüp işte aradığım tip diyebiliriz belki ama asla onunla baş başa birkaç saat geçirmeden karar vermeyelim. Sizin beyaz atlı prensinizin içinden bir ayı ya da bir tavşan çıkabilir.

Genellikle birbirinden hoşlananlar karşılıklı telefon numaralarını yazarlar rehberlerine ve sonra da biri çıkıp arasın beklenir, genelde erkek ilk arayan olur. Bizim geleneklerimiz bu şekilde çünkü oysa Avrupa ülkelerinde kimin önce aradığının bir önemi yoktur. Her neyse konumuza dönelim. Beğendiğiniz erkek sizi arayıp bir akşam yemeğine davet etti. İlk buluşmada karşı tarafla iyi anlaşmış, ortak zevkler bulmuş vaktin nasıl geçtiğini anlamamışsanız işler yolunda demektir. Bu kadar şeyi nerden biliyorum derseniz çevrem geniş, arkadaşlarım genelde neşelerini, dertlerini gelip bana anlatırlar bir yerde adım da sır küpüne çıktı. Bu yazdıklarımı da en son yeni bir ilişkiye başlayan Bursa travestilerinden Ayda’nın anlattıklarına istinaden yazıyorum. Bu aralar ben yeni bir ilişkiye hazır olmadığım için kendi deneyimlerimi olunca anlatırım. Dediğim ilk buluşma çok önemlidir ve birlikteliğin geri kalan kısmı her zaman bu ilk buluşmaya göre şekillenir. Peki ilk buluşmada sıkıntılar yaşanırsa; Gittiğiniz yerde karşı taraf garsonlara ve size kaba davranırsa, özensiz bir kıyafet ve saç sakalla buluşmaya gelmişse üstelik siz onun için saatlerce hazırlanmıştınız.

Bütün bunlar tamamsa ama adam tam bir görgüsüzce mesela sürekli son model arabasını, evini, yurt dışı seyahatlerini anlatmaya başlamışsa, bu da başa gelebiliyor çünkü Muğla travestilerinden Azra, böyle bir ayıdan yeni kurtuldu. Onun ilk buluşması da aynen bu anlattığım gibiydi ama o bizim ikna çabalarımıza kulaklarını tıkayarak, bu ilişkiyi yaşamakta ısrar etti. Sonra da nerden gördüm bu zalimi  türküsü eşliğinde aşk acısı yaşamaya başladı.

İşte sırf bu yüzden ilk buluşmada karşı tarafın size uygun olup olmadığına dikkat etmeniz yanlış kararlar vermemeniz gerekiyor. İlla biriyle çıkmak zorunda olmadığınız doğru insanın mutlaka bir gün karşınıza çıkacağını unutmayın. Hayatı mutlu yaşamak, hayvanat bahçelerinden uzak durmak, sizin elinizde. Sevgiyle kalın.

 

 

 

 Polen alerjisi

Yine yeşillendi ağaç dalları, başladı bitmek bilmeyen polen alerjisi diyerek şu anki durumumu özetleyebilirim. Mevsim geçişlerinin yaşandığı dönemlerde polene alerjisi olanların bilmesi gereken bazı kurallar vardır ben de yıllardır bu illetle münasebetim nedeniyle kuralların hepsini ezberledim. Benim gibi alerjisi olanların iyi bildiği tek şey baharın herkesi neşelendirdiği yer de bizleri hasta ettiğidir.

Sabahları polenlerin dolaşımının fazla olduğu saatlerdir ve ölümcül derecede acele bir işiniz yoksa sokağa çıkmanız tavsiye edilmez. Yani herkes baharın gelişini kutlarken siz evinizin bir köşesinde sessizce oturmak zorundasınız. Ayrıca her akşam yatmadan önce almanız gereken antihistaminik hap olmadan gün boyu dışarı çıkmanız doğru olmayacaktır. Ankara travestilerinden Sanat, dışarı çıkmak için öğleden sonrayı bekliyor ve bütün işlerini çarcabuk halledip, tekrar evine dönüyor.

Bu eziyet bununla kalsa iyide bir de eve döner dönmez saçlarınıza, kaşlarınıza ve bilumum tüylerinize yapışan polenlerden kurtulmak için duş almanız da şart. İlacınızı aldınız, eve girince duşunuzuda aldınız ama yine de burun akması göz sulanması şikayetleriniz devam ediyorsa eyvah ilaca bağışıklık kazandınız hemen kullandığınız ilacı değiştirip, yeni bir ilaçla yolunuza devam etmeniz gerekiyor.

Bilim adamlarının alerjinin nedenlerini bulması çok güzel fakat hala 21. Yüzyılda bir tedavi yöntemi bulunamaması biz alerjik bünyeye sahip insanları pek çok şeyden mahrum bırakıyor. Belki yurtdışında bir aşı bulunmuştur ama henüz ülkemize gelmediği belli, gelseydi bu alerjiden kurtulmak için mutlaka alırdım.

Benim gibi tanıdığım pek çok travesti arkadaşında polen ya da yiyecek alerjisi var, mesela geçenlerde çıktığı bir yemekte yediği tatlıdaki laktozdan zehirlenen İzmir travestilerinden Bade, arkadaşlarının yardımıyla hastane yetiştirildiğinde dilinin ve boğazının şişmesi sonucu çok zor nefes alabilecek bir haldeymiş, sanırım anafilaktif bir şoka giren arkadaşımızı doktorların müdahalesi kurtarmış. Alerjik reaksiyonlar basit gibi görünse de bazen nefes borusu ve yemek borusundaki tıkanmalar yüzünden ölüme sebebiyet verebiliyor.

Hayatını ağrı kesici haplarla yaşamak zorunda kalmak, baharın tadını doyasıya çıkaramamak, yeşil çimenlerin üzerinde piknik yapıp, uzanamamak oldukça zorken,çantanızda kağıt mendil rulosu ile dolaştığınız için adınızın selpak kıza çıkması inanın daha da zor.O yüzden alerji ile boğuşan herkese acil şifalar diliyorum. Umarım yaz bir an önce gelir ve bizlerde sağlıklı günlerimize kavuşuruz. Sağlıkla ve esenlikle kalın.