Monthly Archives: Mayıs 2015

Kadın hafızası

Kara kaplı defteri olmayan kadın yoktur.  Ama bu defter siz erkeklerin sandığı gibi gerçekten çekmecemizde duran bir ajanda değil tamamen kafamızın içinde saat gibi işleyen ve neyin yazılması, neyin yazılmamasına karar veren bir defterdir.

Siz hiçbir doğum gününü unutan ya da özel günleri not alan kadın gördünüz mü? Şahsen ben görmedim onlar her zaman beyin ajanlarına kayıt yaparlar ve ajandaları zamanı geldiğinde sinyali verir. Hiç şaşmaz. Doğum günü, evlilik yıl dönümü, nişan, ilk buluşma, ilk öpüşme hafızada taptaze durur. Erkelere sorun bakalım içlerinde sevgililerin doğum gününü hatırlayan var mı? Onlar sekreterlerine ya da cep telefonlarına talimat vermekle yetinirler hatta bazıları direkt bir kuyumcuyla anlaşıp günü söylerler ve her yıl kadının hediyesi şaşmadan yollanır. Erkeler işin sadece fatura kısmıyla ilgilenip bu seneki hediye bize tuzluya patladı demeyi bilirler. Aslında geçen doğum gününde Antalya travestilerinden bir arkadaşımın sevgilisine oynadığı oyunu oynamak lazım bu erkeklere , erkek arkadaşının kendisine hediye yolladığı kuyumcuyu öğrenen arkadaşım kuyumcuya bizzat giderek en pahalı gerdanlığı hediye olarak yollamalarını istemiş. Bizim saf damat adayı olanlardan habersiz kuyumcunun kendisine yanlış fatura kestiğini iddia ederek, kuyumcuya gidince durumu öğreniyor fakat el mahkum gönderilen hediye geri istenmez. Mecburen o pahalı hediyenin parasını ödüyor.

Kadınların hafızasını hafife alan erkelerin başına gelenler bu kadar ile kasa iyi, eski sevgililerini yeni sevgiliyi tavlamak uğruna kötüleyen erkekler bir sürü yalana başvurmak zorunda kalıp daha sonra söyledikleri bu yalanları unutunca oluyor asıl olanlar. Eski sevgilisine yaptığı jestleri abartarak anlatan sonra yeni sevgilisinden jest talebi geldiğinde ret eden erkekler hep aynı söylemlerle karşılaşıyorlar. Ama benden önceki kız arkadaşını oraya götürmüşsün beni neden götürmek istemiyorsun, ya da Avrupa gezisine onu götürdüğünde çok eğlendiğini söyledin ama benimle hiç eğlenmiyorsun gibi.

Örnekleri uzatmak ve erkekleri madara etmek elimizde ama onların üzerine de daha fazla gitmeye gerek yok. Hiçbir erkek bir kadının hafızası ile başa çıkamaz diyerek konuyu noktalayalım. Kadının fendi, erkeği yendi diye boşuna söylemiş büyüklerimiz bir bildikleri varmış. Sevgiyle kalın.

Tarih yazan kadınlar

İlk çağlardan günümüze kadar yaşamış ve isimleri tarih kitaplarında yer almış pek çok kadın var. Gerçekten yaşadığı düşünülen Afrodit, cinselliğin ve güzelliğin simgesi olmuştur. Birçok kadın Afrodit olmaya can atarken içimizde hala Afrodit kadar güzel ve seksi kadınlar olduğu da bir gerçek Manisa travestilerinden bir arkadaş kendine Afrodit ismini taktığında hiç yadırgamadım çünkü belki de Afrodit’ten bile daha güzeldi. Dediğim gibi gerçek mi yoksa bir efsane mi bilinmiyor ama ben yaşadığından eminim. Afrodit’in ruhunu taşıyan kadınlar erkeklere istedikleri macerayı korkuyu ve heyecanı yaşatıyorlar. Gizemli ve erkeklerin açıkca okuyamadığı her kadın bir Afrodit’dir.

Belki içinizden bazıları kendini dünyanın en büyük savaşını bitiren Josephine olarak görebilir. Savaş meydanında üstün durumda iken aklına takılan bir kıskançlık şüphesiyle savaş alanını dağıtıp sevgilisinin kollarına dönen Napolyon gibi kendine mıknatıs gibi çeken kadınlar da hala var. Hem arzulu hem masum olun Marilyn Monroe’nun bir bakışıyla erkekleri nasıl dile getirdiği yakın tarihimizin anlatılan en bilinen hikayesidir ve yüzde yüz gerçektir. Hiç kimse Monroe’nun yaşadığını inkar edemez. Cinselliğin altında yatan saf ve masum bir sarışın, yaşadığı dönem gibi günümüz erkeğinin bile başını döndürebilen onlara köle muamalesi yapabilecek pek çok kadından sadece biri idi.

Bir de güzelliği kadar yardımsever kalbi ile öne çıkan bir azize ilan edilen Evita var tabi, Evita filmlere kitaplara konu olmuş, ölümü akşam haber bültenlerini öne aldırmıştı. Arkasından milyonlarca insanın gözyaşı döktüğü bu kadın iyiliğin yeryüzündeki timsali oluvermişti. Erkeklerin kendisine şefkat gösterecek onu annesi gibi sarıp sarmayacak bir kadına duyduğu ihtiyaç cinsellikten sonra ikinci derecede önem kazanmaktadır. Ah Roma’lı  Kleopatra, Sezar’ın ilk görüşte aşık olduğu güçlü ve seksi kadın ses tonu bile bir erkeğin bütün dünyasını değiştirmeye yetiyordu.  Hangi erkek kendinde daha güçlü ve cesur bir kadına hayran kalmaz ki?

Kral Şehriyar’ın her gece yatağına bir kız alıp ve sabah olunca onu acımadan öldürdüğü bir dönemde kim diyebilirdi ki bir kızın Kralı sabaha kadar masallarla oyalayabileceği ve üstelik bunun tam bin bir gece yapabileceğini, insan aklı bu kadar muhteşem olamaz elbet ancak bir kadının aklının yetebileceği bir efsanedir bu ve günümüze kadar bozulmadan gelmiş bir aşk hikayesidir. İçimizde yaşayan tarihe geçmemiş doğa üstü kadınların sayısı ise sonsuzdur. Dünyayı değiştirme gücü sadece kadınlarındır. Sevgiyle kalın.

 

Bukalemun musun?

Bir kadın ya da erkeğin daha doğrusu iki karşı cinsin bir ömür aynı evde yaşaması kulağa garip gelse de bunu başarabilen pek çok çift var. Bazı kadınlar ise bunu başarabilmek için kılıktan kılığa girmeye kendinden başka biri olmaya çabalıyor.

Herkesin şekil değiştiren bukalemun gibi olmak konusunda başarılı olabildiğini söyleyemem ama tanıdığım harika bukalemun kadınlar olduğunu söyleyebilirim. Beraber yaşadığı kişinin, huyunu suyunu neyi sevip, neyi sevmediğini belirledikten sonra aslında gerçekte olmayan bir kişiliği yaşayan kadınlara ben bukalemun kadın ismini taktım ve eminim sizin de etrafınızda oldukça fazla sayıda bu kadınlardan vardır. Peki bu kadınlar dışarıdan bakınca nasıl anlaşılır derseniz onu da yazımı okuyunca anlayacaksınız.

Öncelikle bir insanın olmadığı bir kişiymiş gibi davranabilmesi için kendini sevmemesi şartı gerekir çünkü kendini olduğu gibi kabullenen hiç kimse başkası olmak için can atmaz. İstanbul’da bir akşam travesti arkadaşlarımla beraber bir akşam gezmesine çıkmıştık yıllardır görmediğim bir arkadaşımı karşımda görünce önce onu tanımadım ama aynı mekanda birkaç saat geçirdikten sonra onun kim olduğunu anlayabildim.  Uzun siyah saçlarını kestirip sarıya boyatan giyim tarzını değiştiren bu arkadaş da önce beni tanımamazlıga geldi fakat sohbet koyulaşınca işin rengi açığa çıktı. Meger benim eski arkadaşım şimdilerde beraber olduğu erkek, sırf sarışın kısa saçlı kadınlara hayran diye onun istediği kılığa girmiş. Oysa eski halinin gerçek halinin daha güzel olduğunu bilseydi azıcık kendini sevseydi, böyle bir işe kalkışmaz onu olduğu gibi sevecek bir erkek bulurdu.

Bu bukalemun insanlar, hiçbir işin sonunu getirmekte başarı sağlayamazlar mesela bir sürü kursa yazılıp, kısa zamanda sıkılıp ayrılırlar çünkü kendilerini bulmak gibi bir çaba içinde olmazlar. Bazılarınız kişiliği sağlam olan insanların böyle bir yola başvurmayacağını düşünebilirler oysa ben ne kişilikli insanların yalnızlık korkusuyla böyle bir oyuna girdiklerini gördüm. Bunun kişilik ile değil kendine güvenle alakalı bir durum olduğunu söyleyebilirim. Yüzeysel bilgilerle yetinmeye çalışan bu insanların gerçekten öğrenmek gibi bir derdi de olmaz. Anı kurtarsınlar yeter. Şimdi sizin de aklınıza pek çok isim geldi değil mi? Önemli olanın kendin olabilmek olduğunu bilmek ve hayatını başkalarının istekleri değil de kendi isteklerin için harcamak, yapılması gereken en doğru iştir. Kendinize güvenin ve ne olursa olsun kendinizi sevin. Bu dünyadaki en değerli insan sizsiniz. Saygılarımla.

Zaman ve kadın ilişkisi

Nerede o eski zaman kadınları hani göbekli kadınların revaçta olduğu zamanlar vardı bilmem hatırlayan var mı? Anneler oğullarına kız seçmek için hamama götürüp, etli butlumu diye bakar görünen yerlerinde kusur ararlardı. Hamarat olmak ev işleri ve dikiş nakış bilmek ile ölçülürdü.
Dünyada teknolojinin hızlı değişimi, kadınların iş hayatına girmesi ile birlikte doğru kadın algısı da değişti, Önce çırpı bacak otuz dört beden kadınlar gündeme oturdu. Sonra öğretmen veya hemşire bayanlar, şimdi ise en çok parayı kazanan, kendine güveni tam ama ev işlerinden hiç anlamayan tabir yerindeyse yumurta bile kıramayan kadınlar ilk sıralarda tercih ediliyor.
Globalleşen, küresel dünya düzeninde Amerika’da yaşayan kadın ile Afrika’da yaşayan kadın arasındaki fark iyice azaldı. Her kadın daha fazla özgürlük daha az sorumluluk ister oldu. Televizyon ekranında gördüğü kadınlar gibi olmaya çalışan günümüz kadınının beklentileri, erkeklerde aradıkları özellikler de haliyle yüz seksen derece değişti.
Bazen farklı illerde oturan travesti arkadaşlar bir araya gelip, yeni nesil erkekleri çekiştirdiğimiz olur. Ankara, İstanbul, Bursa, Sakarya, Bolu gibi yakın illerde oturmanın avantajı olarak bu buluşmaları sık tekrar edebiliyoruz. Yeni nesil erkekler için hepimizin birleştiği bazı noktalar var sizlere şimdi o noktaları açıklamak istiyorum, bu yazıyı okuyan erkek dostlarımız varsa kulaklarını dört açsınlar.
Birinci değişiklik olarak kaslı erkeklerin artık tercih edilmediğini her daim fit görünen narin erkeklerin kadınlara daha cazip geldiğini söyleyebilirim. Protein takviyeleri yaparak kaslarını şişiren erkekler spor salonlarına gitmek yerine her gün düz koşu yapsalar yetecek.
İkincisi, sakal, bıyık ve aşırı tüylü erkelerin de modası geçti. Kadınlar artık daha bakımlı ve günlük tıraş olan erkeklerden hoşlanıyor hatta bir güzellik merkezinde epilasyon bile yaptırabilirsiniz. Saç uzatmak artık demode oldu, erkekler kısa ve bakımlı saçlarla daha çekici oluyorlar. Dar bir pantolon ve bedene tam oturmuş ceketler, kısa saç, sakal bıyık yok. Gögüs kıllları yok, boy en az bir yetmiş en fazla bir seksen beş, ama olmazsa olmaz cepleri dolu erkekler zaman sizin zamanınız dilediğiniz kadını tavlamakta özgürsünüz. Yeter ki kadınları mutlu edecek limitiniz her daim cebiniz de bulunsun. Artık bu kadar bilgiden sonra erkekler ne yapmalarını gerektiğini biliyorlardır. Hadi bakalım kolay gelsin.