Kategori Archives: Adana travestileri

Önyargı çıkmazı

Önyargılar bazen telafisi imkansız hatalar yapmamıza neden olurlar yine de insanoğlu önyargılarından vazgeçemez. Şimdi size yaşanmış gerçek bir hikayeden alıntı yapacağım lütfen sonuna kadar okuyun ve önyargılı davranmayın.

“Bir derste Dr. Paul Ruskin, öğrencilerine yaşlanmanın psikolojik belirtilerini öğretirken bir olay okuyor :

Hasta ne konuşuyor, ne de söylenenleri anlıyor.

Bazen saatlerce anlaşılmaz şeyler geveliyor.

Zaman, yer ya da kişi kavramı yok.

Yalnız nasıl oluyorsa, kendi adı söylendiğinde tepki veriyor.

Son altı aydır onun yanındayım, ne görünüşü için bir çaba sarf ediyor ne de bakım yapılırken yardımcı oluyor.

Onu hep başkaları besliyor, yıkıyor ve giydiriyor.

Dişleri yok, yiyeceklerin püre halinde verilmesi gerekiyor.

Gömleği salyalarından dolayı sürekli leke içinde.

Yürümüyor.

Uykusu sürekli düzensiz.

Gece yarısı uyanıp çığlıklarıyla herkesi uyandırıyor.

Çoğu zaman mutlu ve sevecen, fakat bazen ortada bir sebep yokken sinirleniyor. Biri gelip onu yatıştırana kadar da feryat figan bağırıyor.

Bu olayı okuduktan sonra, Ruskin öğrencilerine böyle bir hastanın bakımını üstlenmek isteyip istemediklerini sorar. Öğrenciler bunu yapamayacaklarını söylerler.

Ruskin, kendisinin bunu büyük bir zevkle yaptığını ve onların da yapması gerektiğini söyleyince öğrenciler şaşırırlar. Daha sonra Ruskin hastanın fotoğrafını dolaştırmaya başlar. Fotoğraftaki hasta doktorun altı aylık dünya tatlısı kızıdır…”

Eminim sizde tıpkı benim düşündüğüm gibi böylesine aksi bir ihtiyara bakmanın ne kadar zor olacağını düşünüp hayır dediniz oysa yaptığımız şey sadece önyargıydı. Eğer bu konu bir başka yerde mesela bir doğum kliniğinde anlatılsaydı olayları gözünüzde farklı canlandıracaktınız. Maalesef önyargılarımız bazen dünyanın en iyi şeyini yapma olasılığımızı elimizden alır, zaten çelişkide burada başlıyor. Bir travestinin illa namussuz olacağı bir önyargıdır kimse birbirinin aynı olmayacağı gibi her karakter kendi içinde değerlendirilmelidir. Kimse tanımadığı insanlar hakkında kesin hüküm verme yetkisine sahip değildir. Adana travestilerinden bir arkadaşım yıllar önce bana buna benzer bir hikaye anlatmıştı hikayenin kahramanı kendisiydi ve hiç yapmadığı bir şey yüzünde suçlanıyordu. Yıllarca uğraşmasına rağmen kendisini suçlayan insanlara derdini anlatmayı başaramamış ve bu yüzden çok sevdiği memleketini terk edip İstanbul’a yerleşmişti. Bu dünyada yapacağınız en büyük kötülük önyargıyla hareket etmektir. Kendinize bunu yapmayın. Sevgiyle kalın

Bu arkamız bizden bıktı

Günde kaç saat sabit bir yerde oturduğunuza dikkat ettiniz mi? Şahsen ben bu yazıları sizlere ulaştırmak için günün büyük bir bölümünü bilgisayar karşısında oturarak geçiriyorum. Şimdiden belimde ve sırtımda ağrılar oluştu.

Bütün bu yorgunluktan ve ağrılardan kurtulmak için yapmamız gereken çok basit önlemler olmasına ragmen günümüz şartlarında pek çoğumuz en kısa mesafelere itmek için araba kullanıyor, akıllı telefonlarımızın başında saatler harcıyoruz.

Toplumun büyük bir kesimi de bizimle aynı durumda hatta büyük bir çoğunluk bu yüzden obez olmuş, Spor salonlarında kilo vermek için tempo tutuyor. İlk önce büyüyen ve gelişen bir popo sorunu ile karşılaşıyoruz. Şu koca popolu ünlü Kim Kardishan’a benzemek üzereyiz. Aslında bazılarımızın bu durum hoşuna gitmeye başlamış bile olabilir çünkü erkeklerin büyük popolu kadınlara bayıldığı da bir gerçek ama önlem almazsak biraz daha kilo alıp, sınırları zorlamak işten bile değil.

Adana travestilerinden çok zayıf bir arkadaşım var ben bu konuyu açınca hemen gidip kendine br bilgisayar aldı. Amacı kilo almak ve poposunu büyütmek onun için bu durum normal sayılabilir ama ben kilolu ve geniş popolu bir travesti olmak istemediğimden bazı önlemler almaya başladım. Mesela basit eğzersiz yöntemleriyle  saat başı oturduğum monitörün karşısından kalkıp yirmi dakika ayakta ev içerisinde kısa yürüyüşle yapıyorum. Kasların sürekli aynı pozisyonda kalmaları eklemlerin ve kasların doğru hareket etmesini ve fonksiyonelliğini bozuyor bu yüzden otururken doğru pozisyonu bulmak çok önemli. Oturma esnasında sandalyenizin yüksekliğini boyunuza göre ayarlayın.

Otururken ayaklarınız yere temas etmeli, bacaklarınız 90 derecelik açı oluşturmalı ve sandalyenizin sırtı bel çukurunuzu desteklemeli. Sandalyenizin bel eğimi yeterli değilse bel çukurunun bel yastığıyla desteklenmesi öneriliyor. Çünkü bel kasları yorulunca önce bel çukuru dışarı doğru hareketle düzleşiyor, omurga kamburlaşıyor. Omurgaya ve disklere binen yük nedeniyle bel ve sırt ağrıları başlıyor.

Doğru bir oturuş için omuzlarınızı kulaklarınızdan uzaklaştırın, kürek kemiklerini birbirine yaklaştırın ve dirseklerinizden destek alın. Karın kaslarını içeri doğru çekmek de daha doğru bir pozisyonda oturmanıza yardımcı olacaktır. Bütün bunları doğru ve eksiksiz uygulayarak yaşadığınız sıkıntıların azaldığını ve rahatladığınızı hissedeceksiniz. Lütfen sağlığınıza dikkat edin ve kendinize iyi bakın. Sağlıklı ve mutlu günler dilerim.

 

Son dakikada yerlere serilmek

551016d30f2ab8113c8a5ab9

Maç da son dakikalar gelmiş sen önde gidiyorsun aman tanrım açtı şom ağızlı spiker ağzını son dakika golü kalende patladı. Hem de kim attı senin Ülkende ekmek yemiş futbolcu, işte tüm hafta sonum bu maçın ızdırabı ile geçti. Tam doksan dakika bir sıfır önde gittiğimiz Hollanda maçının sevinciyle internette yazılar kaleme alıyor şiirler methiyeler diziyordum ki, spiker bir anda değil 6 dakika 16 dakika olsa alırız bu maçı diyiverdi. Sonuç tabi hüsran yedik doksan ikinci dakikada beraberlik golünü, ben artık yerimde durabilir miyim? Sinirden kapıları tırmalamaya başladım. Yanımda bulunan kader arkadaşlarımın hali benden de beter yalnız hele Adana travestilerinden Bade, ekrana kilitlenmiş baka kalmış, yerinden hiç oynamıyor. Bursa travestilerinden Ayça, konfeti patlatacaktı maç sonrası galibiyeti kutlamak için onda da ses yok. Bu golü sanki sadece ben fark etmişim ya da zaman durmuş.

Hayat sen ne çabuk harcadın bizi be, yuh olsun sana şu kadar cık mutluluğu çok gördün. Oldu mu şimdi, oysa dediğim gibi ben ne hayaller kurmuştum maç sonrası için İstanbul’un bütün caddelerini inletecek, havalı kornama sonuna kadar basacaktım. Hayallerimiz ve biz bir sonraki bahara kaldık. Zaten ne zaman bir şeyi çok istesem hep bir son dakika golü yemişimdir hayattan, melankolik diyorlar bana ya ne olsaydım bu kaderin karşısında, yok arkadaş ben bir daha maç izlemem.

Öbür kanalda ne güzel Survivor yarışması vardı. Aç insanların bir parça ekmek için kapışmasını izlemek daha çok zevk verirdi bana, stresimi atıp onların haline gülerken, kendime şükrederdim. Bak yine sinir küpüne döndüm. Millette benden pek farklı sayılmaz yani, sosyal medya yenilginin verdiği şoku atamayanlarla kaynıyor. Eski Türk filmi replikleri sayfalarda boy boy geziyor. Şimdi bir Orhan Gencebay şarkısı patlatılır hani. Olmadı Bülent Ersoy dinleriz. Ama benim tercihim batsın bu dünya, şu yeşil sahalar da içinde olsun. Özellikle o golü kalemize attıktan sonra topu karnına sokup, sevinç çığlıkları atan futbolcu, alacağın olsun senin. Son dakika da yenecek halt mıydı şimdi bu golü atmak. Eline ne geçti yetmiş milyonu kendine düşman etmekten başka, her neyse biz her zaman olduğu gibi önümüzdeki maçlara bakalım. Bu saçma yenilgiyi hafızamın en derin yerine gömüp, yeni günü selamlıyorum. Sevgiyle kalın.