Kategori Archives: Balıkesir travestileri

Bana açık ol

Bazen çevrenizdeki insanların açık davranmadıklarını fark edersiniz. Geçmişte yaşamış olacakları olayları düşünür, onlara karşı anlayışlı davranırsınız. Fakat yine de size karşı açık davranmazlar.

Belki de bunun nedeni zihninizden geçirdiğiniz düşüncelerdir ya da ne bileyim önyargılarınız, insanların size açık davranmamaktaki en büyük nedenleri çekinmeleri olabilir. Zihninizden geçen negatif düşünceleri etrafınızdakilerle paylaşamasanız dahi bu düşünceler yüz ifadenize yansıyacaktır. Anında görüntü denilen şey de budur zaten. Eminim, karşınızda sürekli yargılayan, hiç bir şeyden memnun olmayan bir yüz ifadesi ile dolaşan insanlar olduğunda, siz de açık davranma konusunda tereddüde düşersiniz. Burada yazdıklarıma inanmak istiyorsanız ya da burada yazanların doğru olduğunu görmek o zaman sadece bir günlüğüne sanki birine aşıkmış ya da başınıza mutlu bir şey gelmiş bir yüz ifadesiyle hafif gülümseyerek dolaşın.  Ah nerede aşk diyorsunuz aşk yoksa dostluk vardır en iyi dostunuzla geçirdiğiniz güzel bir günü anımsayarak da başlayabilirsiniz gülümsemeye şimdi mesela benim zihnime Balıkesir travestilerinden Hale ile yaşadığım muhteşem günler geldi ve hemen ardından yüzümde kocaman bir gülümseme belirdi. Benim sakar travesti arkadaşım yanında olduğum zamanlar hep böyle gülümsetir beni mutlu etmenin yolunu mutlaka bulurdu.

Sizi şimdi bu gülümseme ile karşısında gören bir insanın açık olmamak gibi davranışa girmesi imkansızdır ne demişler tatlı dil ve bir gülümse olmayacakları oldurmaya yeter. Bence bu hal hem size hem de çevrenizdekilere çok iyi gelecek! Bu denemeyi yapmaya bir günden daha fazla zaman harcadığınızda ise size karşı açık davranan bir sürü dostunuz olabilir. Gerçi dost bulmak artık o kadar zor ki herkesi dost bellemek aptallığına düşmekten korkar hale geldim. Yüzünüze her güleni de dost sanıp her şeyinizi dökmeye kendinizi açmaya kalkmayın. Öncelikle karşı tarafın sizin güveninizi kazanmasını sağlayın. maalesef devir biraz kendini kollama devri oldu.

Her neyse en azından size açık olmasını istediğiniz insanları kendinize yakın tutarak, güven kazanmaya başlamak için yeterince vaktiniz var. Bunu yaparken asla Güzün Ablalığa falan soyunmaya kalkmayın yoksa başınızı başkalarının derdinden kaldıramaz hale gelirsiniz. Her gün kapınızda benim sana anlatacaklarım var diye türeyen insanlar bitiverir. İşte burada çizgiyi öyle bir yere çekmelisiniz ki asıl istediğiniz şey gerçek olsun. Sevgiyle kalın.

 

 

 

Ağaçların kralı

zeytin_agaci

Ağaçlar kendilerine aralarından bir kral seçmeye karar verirler çünkü her kafadan farklı bir ses çıkaran ağaçların tek bir elden yönetilmesi gerekmektedir. Önce zeytin ağacına giderler ama zeytin ağacı bana verilen bu nimeti bırakıp, kral olamam cevabını verir, Asma ve incirden de olumsuz cevap alan ağaçlar kara çalıyı kendilerine kral seçerler çünkü kara çalının geride bırakabileceği hiçbir şeyi yoktur. İşte kral olmayı hak eden ve insanlara faydalı olmak adına krallığı ret eden ağaçtır zeytin.

Dünyaya gönderilmiş bütün kutsal kitaplarda geçen bir meyve vardır. Kutsallığın, barışın zaferin ve refahın sembolü olan zeytindir o meyve, arınmak ve yeniden doğmak kısaca insanlık denince de ilk akla zeytin gelir. Dünyada yeşeren ilk ağaçtır zeytin ağacı ve milyonlarca yıldır meyvesinden çıkanlarla bizlere sabun, ilaç, dertlere deva, yağıyla şifa olmuştur.

Türkiye’de birçok ili gezmiş olmama rağmen, beni en çok etkileyen, yaşlılığımı geçirmek istediğim şehir Balıkesir’dir. Özellikle Ayvalık zeytinlerinin o muhteşem görüntüsü beni öylesine cezbeder ki, burayı hiçbir yere değişmem. Balıkesir travestilerinden güzeller güzeli zeytin gözlü Aysıma’yı buraya her geldiğimde ziyaret ederim. Her seferinde ışıl ışıl parlayan gözleri sanki bu topraklardan fışkıran iri yeşil zeytinler gibi gülümser.

Zeytin ağacı ile ilgili pek çok efsane dilden dile dolaşmaktadır gerçeklik payı var mı yok mu bilmiyorum ama benim en çok beğendiğim hikayeyi sizlere anlatmak isterim; Yarattığı âdemoğlunun yeryüzüne kötülük tohumları saçtığını gören Tanrı, onu bir tufanla cezalandırmaya karar verir. Ve Hazret-i Nuh’a bir gemi yapmasını, bu gemiye her temiz hayvandan erkek ve dişi yedişer, her temiz olmayan hayvandan erkek ve dişi ikişer ve kuşlardan da erkek ve dişi yedişer tane almasını söyler. Ardından büyük tufan başlar, Hazret-i Nuh ve gemisindeki canlılar hariç, yeryüzü üzerinde yaşayan her şey silinir. Tufan durulduğu zaman Hazret-i Nuh, suların çekilip çekilmediğini anlamak için geminin penceresinden bir güvercini güneşin battığı yere doğru salar. Sular çekilmediği için güvercin gemiye döner. Hz. Nuh, yedi gün sonra güvercini tekrar salar. Güvercin bu sefer, ağzında yeni koparılmış zeytin yaprağıyla gelir. O zaman Nuh, suların yeryüzünden çekildiğini anlar. Ağzında zeytin yaprağı tutan güvercin, o günden bu güne, ümidin, bolluğun, esenliğin ve barışın simgesi olur. Tufanın yok edici gücüne karşı direnen zeytin ağacı ise ölümsüzlüğün.

Ölümsüzlüğün ilacını bulduğu söylenen lokman Hekim bana sorarsanız zeytini bulmuştur. Eğer o gün dereden geçerken bulduğu ölümsüzlük ilacını suya düşürmeseydi, zeytinin ölümsüzlük ilacı olduğu kanıtlanacaktı.” Kıyametin kopacağını bilsen de elindeki fidanı dik”  diye görevlendirilen insan nesli olarak ağaçların kıymetini bilelim. Onlar varsa biz varız, dünyada hayat var ve sonsuzluk bir ağacın gölgesinde uzanmakla başlar. Saygılarımla.