Kategori Archives: Bodrum travestileri

Erkek arkadaşın hangi Ülkeden?

Kadınları anlamayan kaba saba, vurdumduymaz mı oluyor bu erkeklerin hepsi yoksa dünyanın bir yerlerinde yaşayan harika erkeklerde var mı? Eğer varsa ben ülkeye irtica etmek ve orada yaşamak istiyorum.

Sırf bu merakım yüzünden dünya erkekleri üzerine internette bir araştırma yaptım. Bakalım neler çıkmış.

Dünyanın en yakışıklı erkeleri olarak bilinen İtalyanlar, oldukça bakımlı ve romantiklermiş mesela ama iş sekse gelince genellikle sınıfta kalıyorlarmış. Üstelik bana soracak olursanız öyle çok bakımlı erkek hiç benim tarzım değil. O yüzden bakımlı ve kibar erkek arayan Bursa travestilerinden  Sanat’ı   İtalya’ya gönderme kararı alıp ben biraz daha  araştırayım dedim.

Fransız filmlerinde gördüğüm sarışın ve iyi öpüşmeleri ile bilinen Fransız erkekleri, partner olarak ideal gibi görünse de aslında sadece çok iyi bir sırdaş olabildiklerini öğrendim. Az konuşan sizi bolca dinleyen anlayışlı ve kibar erkekler Fransızlar ama galiba aradığım erkek profili bu da değil. Almanların çalışma ve yaşama hayatlarında çok disiplinli olduğu bilinir. Aslında yakışıklı da sayılırlar, beni iten tek şey ise çok ciddi olmaları, o kadar ciddiyet sıkıcı gelir bana, yok galiba ben bir Alman erkeği ile de yapamam. Kuzey ülkelerin erkekleri ise yaşadıkları şehirler kadar soğuk oluyorlarmış hatta bir o kadar da cimri bizim erkeklerimiz bir bayana hesap ödetmezken onlar yediğinizi, içtiğinizi size fatura ediyorlarmış Bu kadar kabalık olmaz artık.

Amerikan erkeleri ise bağlanmaktan korkan, şişman bağımsızlığına düşkün ve bir o kadar da kaba erkekler tabi Amerika’da yaşayan her erkeği Amerikan erkeği diye saymazsak. Biliyorsunuz Amerika içerisinde neredeyse her milletten insan yaşıyor ve hepsi kendini Amerikan vatandaşı diye lanse ediyor. Geçen yaz Bodrum travestilerinden Ayda, Amerika’nın New York şehrine seyahat etti. Orada en beğendiği erkeklerin hep İtalyan çıktığını söyleyip durdu. Kısacası Amerika’da ne çıkarsa bahtınıza.

Bir İspanyol erkeği ile karşılarsanız size şiir okumasından, romantik ve yakışıklı oluşundan hatta sıcakkanlı oluşundan bu kesin bir Akdeniz erkeği dersiniz. Aman dikkat anında sizi kendilerine aşık edebilirler. Ama işte bunlar da ayran gönüllü oluyorlar her çiçekten bal alama derdine düşüp sizi hemen bırakıyorlar. Dünyanın en ucuna Japonlara bakacak olursak çekik gözlü, ufak tefek sevimli erkekler olsalar da hiç benim tipim değiller. Zaten erkeğin hangi ülkeden olduğunun ne önemi var ki adam olsunlar yeter. Yoksa kendi ülkenizde de yakışıklısı, kibarı, kabası, centilmeni, İşe yarayanı yaramayanı sürüsüne bereket. Şansınız açık olsun iyisine denk gelin yeter. Saygılarımla.

Eşyalara bağımlı hayatlar

cats

Çoğumuzun evinde yıllardır atamadığı bazı anlamlar yüklediği ve bu nedenle değerli saydığı eşyalar vardır. Mesela çocukluktan kalma bir oyuncak, zamanında kıyıp da kimseye veremediğimiz bu oyuncağın yanına geçen yıllar arasında çok fazla eşya gelip yerleşmişse işte burada bir sorun var demektir.  Bu aslında bizlere ailemizdeki bireylerden geçmiş olan bir obsesif bozukluktur ve ileri düzeyde ise mutlaka tedavi gerektirir.

Eşyalara değerler ve anlamlar yükleyerek aslında kendi hatıralarımıza haksızlık ederiz. Çünkü biz o eşyalar olmasa da güzel anılarımızı kafamızdan silip atmayız.

Çok tipik olarak biriktirme hastalığı görülenler, öncelikle biriktirme eğilimi olup, yaşamlarının ilerleyen dönemlerinde ayrılık, terk edilme, duygusuz, sevgisiz kalma nedeniyle sıkıntıları artan ve biriktirme sorunu oluşmaya başlayan bireylerdir. Zamanla, mutsuzlukları ve neşesizlikleri, biriktirme ve daha doğrusu önemli saydıkları eşyalara bağlanma ve sahiplenme duygularını besler. Bu durumda olanlar, zaman ilerledikçe, kendilerini daha yalnız hissedip ve kendi başına ‘’biriktirdikleri ve yaşamlarını doldurdukları’’ eşyalarla baş başa kalıp, arkadaşlarından bile uzaklaşabilirler.

Bodrum travestilerinden Ayda, annesinin ölmeden önce ona verdiği ve aman kızım buna gözün gibi bak dediği bir cep aynasını yıllarca çantasında taşıdıktan sonra bir gün yanlışlıkla bir arkadaş toplantısında kırı9lması üzerine adeta hayata küstü. Kendine sürekli olarak annesine ihanet ettiğini söyleyen Ayda, aslına annesinin bu değersiz aynayı niye sakladığını bile bilmiyordu. Hepimizin böyle değer bir eşyası olabilir ama asıl mesele eskiyen hiçbir eşyasını atamayan kaybetmekten korkan ve attığı eşyayı yerine koyamayacağını düşünen insanların biriktirme hastalığı, bu insanların evlerine girdiğinizde saklanan eşyalar yüzünden kendilerine yer kalmadığını hatta her temizliğin kalabalık eşyalar yüzünden sorun olduğunu görürsünüz.

Oysa bu hayatta saklanmaya değer tek şeyin hatıralarımız olduğu bilincine varıp, eskilerimizden kurtulmak ve kendimize temiz bir sayfa açmak zorundayız. Yıllar önce oturduğum Muğla’da tanıdığım Muğla travestilerinden Sanat, kullandığı yoğurtların kabını bile saklıyordu. Bunu neden yaptığını sorduğumda artan yemekleri koymak için bazen kap bulamadığını söyledi. Ona hemen çarşıya gitmemiz gerektiğini söyleyip dışarı çıkarttım birkaç saklama kabı ile eve döndükten sonra ise atma diye yalvaran gözlerine aldırmadan bütün o gereksiz kapları attım. Benden sonra hala o kapları biriktiriyor mu bilmiyorum ama umarım fazla eşyaları atmayı ve hayatta sadece kendine yer ayırmayı öğrenmiştir.

Bu hayatta değerli olan ve saklanması gereken tek şey kendimize duyduğumuz saygıdır. Kendine saygı duyan insanların ise hatırlamak için gereksiz objelere ihtiyacı yoktur. Sevgiyle kalın.