Kategori Archives: Manisa travestileri

“Kabile”

Yaz aylarında sinemada oturmak bazılarınıza sıkıcı gelebilir ama bu hafta vizyona girecek bir film için artı kırk derece bile olsa mutlaka izleyin diyebileceğim bir film var. Hoş zaten yazın da geldiği ya da geleceği yok en azından haziran ayının da soğuk ve yağışlı geçeceği kesinleşti.

Şimdi felaket telalığı yapıyorum sanmayın ben meteorolojinin yalancıyım en azından bu ay sonuna kadar yağışlı bir havayı beklememiz gerektiğini söylüyorlar. Eh ne yapalım hiç değilse Ramazan ayının terletmeyeceğinden emin olmak da iyi bir şey herhalde.

Gelelim size önerdiğim yeni filme, film Ukrayna yapımı ve bence onu özel kılan ise oyuncuları ya da konusu değil çekim şekli. Film altyazılı ya da Rusça değil, zaten özellikle bu köşeye taşımamın nedeni de bu oldu. Ukraynalı yönetmen Miroslav Slaboshpitsky’nin ilk uzun metrajlı yapıtı, sadece işaret dilinin kullanıldığı bir sessiz film. Filmin, çoğu ilk oyunculuk deneyimini gerçekleştiren yeni yüzlerden kurulu oyuncu kadrosunda, Grigoriy Fesenko, Yana Novikova, Rosa Babiy, Alexander Dsiadevich gibi isimler bulunuyor. Kısacası film sadece işaret dili ile çekilmiş.

İki saatlik film, Ukrayna’da sağır ve dilsiz okulunda yatılı okuyan bir gencin başına gelenleri konu alıyor. İlk gösterimi 2014 Cannes Film festivalinde gerçekleştiren yapım, festivalden 3 ödülle dönmüştü.

Sergey konuşma ve işitme engelli bir gençtir ve kendisi gibi öğrencilerin eğitim gördüğü bir denizcilik okuluna kaydolur. Okuldaki ilk günüyle açılan film, Sergey’in öğrencilerin kendi aralarında kurduğu sert hiyerarşik düzenle tanışmasını ve zamanla bu düzenin bir parçası oluşunu ele alır. Öğrencilerden kurulu çetenin çeşitli suçlara bulaştığı bu düzende ilk sınavı geçen Sergey, artık bu zincirin bir üyesidir. Ancak beklenmedik bir şekilde diğer üyelerden birine aşık olması işleyişi derinden sarsacaktır.

Sizin anlayacağınız ateşli bir aşk filminden söz ediyorum. Yıllar önce Manisa travestilerinden bir arkadaşla tanışmıştım onda beni derin bir hüzne iten sebep ise hem sağır hem dilsiz oluşuydu.Sağırlar sadece duyamaz ama dilsizler aynı zamanda konuşamaz yani bizler gibi akılara gelen her şeyi söyleyip, kendilerini savunmalarını imkansızdır. Bu nedenle olacak travesti arkadaşımın hali bana hüzün vermişti. Yıllar içinde bu tür insanlar için kitaplar piyasaya sürülmüş olması çok güzel bir davranış, bilindiği üzere körler için alfabe nasıl önemliyse sağır ve dilsizler için de işaret dili o derece önemlidir. Aslında ben de işaret dili bilmiyorum ama sırf böyle bir filmi sahneledikleri için yardım amaçlı ve bu güzel işler devam etsin diye filmi seyretmeye gideceğim. Sizlere de naçizane tavsiyemdir lütfen güzel işlere destek verelim. Hoşcakalın.

 

Tarih yazan kadınlar

İlk çağlardan günümüze kadar yaşamış ve isimleri tarih kitaplarında yer almış pek çok kadın var. Gerçekten yaşadığı düşünülen Afrodit, cinselliğin ve güzelliğin simgesi olmuştur. Birçok kadın Afrodit olmaya can atarken içimizde hala Afrodit kadar güzel ve seksi kadınlar olduğu da bir gerçek Manisa travestilerinden bir arkadaş kendine Afrodit ismini taktığında hiç yadırgamadım çünkü belki de Afrodit’ten bile daha güzeldi. Dediğim gibi gerçek mi yoksa bir efsane mi bilinmiyor ama ben yaşadığından eminim. Afrodit’in ruhunu taşıyan kadınlar erkeklere istedikleri macerayı korkuyu ve heyecanı yaşatıyorlar. Gizemli ve erkeklerin açıkca okuyamadığı her kadın bir Afrodit’dir.

Belki içinizden bazıları kendini dünyanın en büyük savaşını bitiren Josephine olarak görebilir. Savaş meydanında üstün durumda iken aklına takılan bir kıskançlık şüphesiyle savaş alanını dağıtıp sevgilisinin kollarına dönen Napolyon gibi kendine mıknatıs gibi çeken kadınlar da hala var. Hem arzulu hem masum olun Marilyn Monroe’nun bir bakışıyla erkekleri nasıl dile getirdiği yakın tarihimizin anlatılan en bilinen hikayesidir ve yüzde yüz gerçektir. Hiç kimse Monroe’nun yaşadığını inkar edemez. Cinselliğin altında yatan saf ve masum bir sarışın, yaşadığı dönem gibi günümüz erkeğinin bile başını döndürebilen onlara köle muamalesi yapabilecek pek çok kadından sadece biri idi.

Bir de güzelliği kadar yardımsever kalbi ile öne çıkan bir azize ilan edilen Evita var tabi, Evita filmlere kitaplara konu olmuş, ölümü akşam haber bültenlerini öne aldırmıştı. Arkasından milyonlarca insanın gözyaşı döktüğü bu kadın iyiliğin yeryüzündeki timsali oluvermişti. Erkeklerin kendisine şefkat gösterecek onu annesi gibi sarıp sarmayacak bir kadına duyduğu ihtiyaç cinsellikten sonra ikinci derecede önem kazanmaktadır. Ah Roma’lı  Kleopatra, Sezar’ın ilk görüşte aşık olduğu güçlü ve seksi kadın ses tonu bile bir erkeğin bütün dünyasını değiştirmeye yetiyordu.  Hangi erkek kendinde daha güçlü ve cesur bir kadına hayran kalmaz ki?

Kral Şehriyar’ın her gece yatağına bir kız alıp ve sabah olunca onu acımadan öldürdüğü bir dönemde kim diyebilirdi ki bir kızın Kralı sabaha kadar masallarla oyalayabileceği ve üstelik bunun tam bin bir gece yapabileceğini, insan aklı bu kadar muhteşem olamaz elbet ancak bir kadının aklının yetebileceği bir efsanedir bu ve günümüze kadar bozulmadan gelmiş bir aşk hikayesidir. İçimizde yaşayan tarihe geçmemiş doğa üstü kadınların sayısı ise sonsuzdur. Dünyayı değiştirme gücü sadece kadınlarındır. Sevgiyle kalın.