Kategori Archives: Muğla travestileri

Nereden gördüm o zalimi

Yok bu sefer size şarkı türkü ya da film anlatmayacağım. Hayatınızın en heyecanlı bir anından ilk buluşmadan bahsedeceğim.

Eğlenceli geçmesini umduğumuz ama yere çakıldığımız ilk buluşmalar, bize tarifsiz sıkıntılar yaratırken, her şeyi elimize yüzümüze bulaştırmaktan geri kalmayız. Bir insanı birkaç dakika görüp işte aradığım tip diyebiliriz belki ama asla onunla baş başa birkaç saat geçirmeden karar vermeyelim. Sizin beyaz atlı prensinizin içinden bir ayı ya da bir tavşan çıkabilir.

Genellikle birbirinden hoşlananlar karşılıklı telefon numaralarını yazarlar rehberlerine ve sonra da biri çıkıp arasın beklenir, genelde erkek ilk arayan olur. Bizim geleneklerimiz bu şekilde çünkü oysa Avrupa ülkelerinde kimin önce aradığının bir önemi yoktur. Her neyse konumuza dönelim. Beğendiğiniz erkek sizi arayıp bir akşam yemeğine davet etti. İlk buluşmada karşı tarafla iyi anlaşmış, ortak zevkler bulmuş vaktin nasıl geçtiğini anlamamışsanız işler yolunda demektir. Bu kadar şeyi nerden biliyorum derseniz çevrem geniş, arkadaşlarım genelde neşelerini, dertlerini gelip bana anlatırlar bir yerde adım da sır küpüne çıktı. Bu yazdıklarımı da en son yeni bir ilişkiye başlayan Bursa travestilerinden Ayda’nın anlattıklarına istinaden yazıyorum. Bu aralar ben yeni bir ilişkiye hazır olmadığım için kendi deneyimlerimi olunca anlatırım. Dediğim ilk buluşma çok önemlidir ve birlikteliğin geri kalan kısmı her zaman bu ilk buluşmaya göre şekillenir. Peki ilk buluşmada sıkıntılar yaşanırsa; Gittiğiniz yerde karşı taraf garsonlara ve size kaba davranırsa, özensiz bir kıyafet ve saç sakalla buluşmaya gelmişse üstelik siz onun için saatlerce hazırlanmıştınız.

Bütün bunlar tamamsa ama adam tam bir görgüsüzce mesela sürekli son model arabasını, evini, yurt dışı seyahatlerini anlatmaya başlamışsa, bu da başa gelebiliyor çünkü Muğla travestilerinden Azra, böyle bir ayıdan yeni kurtuldu. Onun ilk buluşması da aynen bu anlattığım gibiydi ama o bizim ikna çabalarımıza kulaklarını tıkayarak, bu ilişkiyi yaşamakta ısrar etti. Sonra da nerden gördüm bu zalimi  türküsü eşliğinde aşk acısı yaşamaya başladı.

İşte sırf bu yüzden ilk buluşmada karşı tarafın size uygun olup olmadığına dikkat etmeniz yanlış kararlar vermemeniz gerekiyor. İlla biriyle çıkmak zorunda olmadığınız doğru insanın mutlaka bir gün karşınıza çıkacağını unutmayın. Hayatı mutlu yaşamak, hayvanat bahçelerinden uzak durmak, sizin elinizde. Sevgiyle kalın.

 

 

 

Eşyalara bağımlı hayatlar

cats

Çoğumuzun evinde yıllardır atamadığı bazı anlamlar yüklediği ve bu nedenle değerli saydığı eşyalar vardır. Mesela çocukluktan kalma bir oyuncak, zamanında kıyıp da kimseye veremediğimiz bu oyuncağın yanına geçen yıllar arasında çok fazla eşya gelip yerleşmişse işte burada bir sorun var demektir.  Bu aslında bizlere ailemizdeki bireylerden geçmiş olan bir obsesif bozukluktur ve ileri düzeyde ise mutlaka tedavi gerektirir.

Eşyalara değerler ve anlamlar yükleyerek aslında kendi hatıralarımıza haksızlık ederiz. Çünkü biz o eşyalar olmasa da güzel anılarımızı kafamızdan silip atmayız.

Çok tipik olarak biriktirme hastalığı görülenler, öncelikle biriktirme eğilimi olup, yaşamlarının ilerleyen dönemlerinde ayrılık, terk edilme, duygusuz, sevgisiz kalma nedeniyle sıkıntıları artan ve biriktirme sorunu oluşmaya başlayan bireylerdir. Zamanla, mutsuzlukları ve neşesizlikleri, biriktirme ve daha doğrusu önemli saydıkları eşyalara bağlanma ve sahiplenme duygularını besler. Bu durumda olanlar, zaman ilerledikçe, kendilerini daha yalnız hissedip ve kendi başına ‘’biriktirdikleri ve yaşamlarını doldurdukları’’ eşyalarla baş başa kalıp, arkadaşlarından bile uzaklaşabilirler.

Bodrum travestilerinden Ayda, annesinin ölmeden önce ona verdiği ve aman kızım buna gözün gibi bak dediği bir cep aynasını yıllarca çantasında taşıdıktan sonra bir gün yanlışlıkla bir arkadaş toplantısında kırı9lması üzerine adeta hayata küstü. Kendine sürekli olarak annesine ihanet ettiğini söyleyen Ayda, aslına annesinin bu değersiz aynayı niye sakladığını bile bilmiyordu. Hepimizin böyle değer bir eşyası olabilir ama asıl mesele eskiyen hiçbir eşyasını atamayan kaybetmekten korkan ve attığı eşyayı yerine koyamayacağını düşünen insanların biriktirme hastalığı, bu insanların evlerine girdiğinizde saklanan eşyalar yüzünden kendilerine yer kalmadığını hatta her temizliğin kalabalık eşyalar yüzünden sorun olduğunu görürsünüz.

Oysa bu hayatta saklanmaya değer tek şeyin hatıralarımız olduğu bilincine varıp, eskilerimizden kurtulmak ve kendimize temiz bir sayfa açmak zorundayız. Yıllar önce oturduğum Muğla’da tanıdığım Muğla travestilerinden Sanat, kullandığı yoğurtların kabını bile saklıyordu. Bunu neden yaptığını sorduğumda artan yemekleri koymak için bazen kap bulamadığını söyledi. Ona hemen çarşıya gitmemiz gerektiğini söyleyip dışarı çıkarttım birkaç saklama kabı ile eve döndükten sonra ise atma diye yalvaran gözlerine aldırmadan bütün o gereksiz kapları attım. Benden sonra hala o kapları biriktiriyor mu bilmiyorum ama umarım fazla eşyaları atmayı ve hayatta sadece kendine yer ayırmayı öğrenmiştir.

Bu hayatta değerli olan ve saklanması gereken tek şey kendimize duyduğumuz saygıdır. Kendine saygı duyan insanların ise hatırlamak için gereksiz objelere ihtiyacı yoktur. Sevgiyle kalın.