Kategori Archives: Travesti

  İğneyi kendine batırmak

Bir söz vardır hani iğneyi kendine çuvaldızı başkasına batır diye ben bu sözü oldum olası çok severim. Çünkü bu söz başkalarını yargılamadan anlama kabiliyeti verir bana.

Sadece bir gün bile başkalarını yadırgamadan yargılamadan bir gün geçirebilsek belki etrafımızı daha iyi anlayıp sevgi tohumları ekmeye başlarız. Bugün yargılamayacağım.

Kendimiz, aynı hatayı eşlerimiz, çocuklarımız, arkadaşlarımız ve hatta tesadüfen tanıştığımız insanlara karşı işlerken yakaladığımızda, zihnimizi yatıştırmanın, düşüncelerimizi tahlil etmenin ve yanlış buluculuğun geçmiş deneyimlerimizin sonuçlarından kaynaklandığını bilince çıkarmanın pek çok yararı olurdu. Sevgi kaşifliği kararımızı pekiştirdiğimizde insanların iyi yanları üzerinde yoğunlaşmak ve zaaflarını bağışlamak kolaylaşacaktır. Ancak bu anlayışı kendimiz dahil herkese eşit olarak uygulamalıyız ki istisnasız bütün insanları ve kendimizi sevgiyle görmeyi başaralım.

Senin her yaptığın şey aslında kötü değil ama onların senin her yaptığına kötü gözle bakması biliyorum seni çileden çıkarıyor ve bu duyguyla sen de başkalarına saldırıyorsun. İyi de kötülüğün bir sonu olsaydı cehennemin kapıları çoktan kapanırdı. Daha dün Ankara travestilerinde bir arkadaşın giydiği elbise için sağda solda atıp tutarken bugün sen ona benzer bir elbiseyle sokaklarda dolaşıp ilgi görmeyi bekliyorsun. Olmaz canım kardeşim önce iğneyi bir kendine batır bakalım senden ne ahlar çıkacak. Öyle etrafındaki insanları yargılayarak asla eline bir şey geçmez oysa yapman gereken anlayış, empati ve sabır olmalı. Sen ne kadar bağışlayıcı olursan seni de insanlar o kadar kolay bağışlar. Kötülüğün eline geçireceği tek şey sevgisizlik olacaktır.

Başkalarını yargılamamayı ve oldukları gibi kabul etmeyi örenmeliyiz ki kendimizi de olduğumuz gibi kabul ettirebilelim. Düşündüğümüz, söylediğimiz ya da yaptığımız her şey bir bumerang gibi bize geri döner. Yargılarımız, eleştiri, hiddet ve diğer saldırı biçimleri halini aldığında bize geri döner. Yargılamamak, korkudan kurtulmanın ve sevgiyi hissetmenin başka bir yoludur. Sen şimdi sana geri dönenin sevgi mi yoksa nefret mi olacağını belirleyeceksin bırak artık şu kötü huylarını azıcık sevgi yükle kalbine insanlara güvenmeyi ve onları oldukları kabul etmeyi öğrenmek ilk işin ve esas görevin olmalı ki dünyada insan olarak bir farkın olsun.

 

 

 

Önyargı çıkmazı

Önyargılar bazen telafisi imkansız hatalar yapmamıza neden olurlar yine de insanoğlu önyargılarından vazgeçemez. Şimdi size yaşanmış gerçek bir hikayeden alıntı yapacağım lütfen sonuna kadar okuyun ve önyargılı davranmayın.

“Bir derste Dr. Paul Ruskin, öğrencilerine yaşlanmanın psikolojik belirtilerini öğretirken bir olay okuyor :

Hasta ne konuşuyor, ne de söylenenleri anlıyor.

Bazen saatlerce anlaşılmaz şeyler geveliyor.

Zaman, yer ya da kişi kavramı yok.

Yalnız nasıl oluyorsa, kendi adı söylendiğinde tepki veriyor.

Son altı aydır onun yanındayım, ne görünüşü için bir çaba sarf ediyor ne de bakım yapılırken yardımcı oluyor.

Onu hep başkaları besliyor, yıkıyor ve giydiriyor.

Dişleri yok, yiyeceklerin püre halinde verilmesi gerekiyor.

Gömleği salyalarından dolayı sürekli leke içinde.

Yürümüyor.

Uykusu sürekli düzensiz.

Gece yarısı uyanıp çığlıklarıyla herkesi uyandırıyor.

Çoğu zaman mutlu ve sevecen, fakat bazen ortada bir sebep yokken sinirleniyor. Biri gelip onu yatıştırana kadar da feryat figan bağırıyor.

Bu olayı okuduktan sonra, Ruskin öğrencilerine böyle bir hastanın bakımını üstlenmek isteyip istemediklerini sorar. Öğrenciler bunu yapamayacaklarını söylerler.

Ruskin, kendisinin bunu büyük bir zevkle yaptığını ve onların da yapması gerektiğini söyleyince öğrenciler şaşırırlar. Daha sonra Ruskin hastanın fotoğrafını dolaştırmaya başlar. Fotoğraftaki hasta doktorun altı aylık dünya tatlısı kızıdır…”

Eminim sizde tıpkı benim düşündüğüm gibi böylesine aksi bir ihtiyara bakmanın ne kadar zor olacağını düşünüp hayır dediniz oysa yaptığımız şey sadece önyargıydı. Eğer bu konu bir başka yerde mesela bir doğum kliniğinde anlatılsaydı olayları gözünüzde farklı canlandıracaktınız. Maalesef önyargılarımız bazen dünyanın en iyi şeyini yapma olasılığımızı elimizden alır, zaten çelişkide burada başlıyor. Bir travestinin illa namussuz olacağı bir önyargıdır kimse birbirinin aynı olmayacağı gibi her karakter kendi içinde değerlendirilmelidir. Kimse tanımadığı insanlar hakkında kesin hüküm verme yetkisine sahip değildir. Adana travestilerinden bir arkadaşım yıllar önce bana buna benzer bir hikaye anlatmıştı hikayenin kahramanı kendisiydi ve hiç yapmadığı bir şey yüzünde suçlanıyordu. Yıllarca uğraşmasına rağmen kendisini suçlayan insanlara derdini anlatmayı başaramamış ve bu yüzden çok sevdiği memleketini terk edip İstanbul’a yerleşmişti. Bu dünyada yapacağınız en büyük kötülük önyargıyla hareket etmektir. Kendinize bunu yapmayın. Sevgiyle kalın

  İlişki durumu

Modelleri görmek için BURASA TRAVESTiLERi Kelimesine tıkla

Bazı ilişkiler vardır ki içinde çıkılmaz bir haldedir biz bunlara kısaca ilişki durumu karışık der geçeriz. Şimdilerde yeni bir trend ise ilişki durumu karmakarışık dedirtiyor.

Şu sıralar gerçek hayatta ya da internet ortamında birçok kişi ‘arkadaştan öte’ beklentiye dayalı arkadaşlıklar kuruyor. İşin cinsellik kısmı ise; bu yeni birlikteliğin en kolay anlaşılır kısmını oluşturuyor. Diğer kısımlarını biraz daha açıyoruz şimdi… Ortada bir kız bir erkek var ve ikisinin bir seks hayatı var! Burası tamam kolay anlaşılır kısmı idi. Peki başka başka neler var? E, içine bir doz da arkadaşlık ekliyoruz. Yüzeysel bir arkadaşlık olarak düşünmeyin. Epey epey arkadaşlar. İki kişi de birbirinin hayatından ve zevklerinden haberdar. Normal arkadaşınızla paylaştığınız şeyleri düşünün işte tam da bu şekilde bir arkadaşlık kuruluyor. Bazen aynı frekansta olunup olunmadığını anlamak, ilişkiye isim koymak zor olabiliyor. Son yıllarda ise adı koyulan ama aslında kendi içerisinde yine karmaşık olan bir ilişki şekli gelişti; ‘friends with benefits’, yani çıkar sağladığın arkadaşlık tipi. İşin içinde nasıl bir çıkar ilişkisi mi var? Şöyle ki; olayın içinde bolca cinsellik var! Arkadaşsınız ama aslında biraz arkadaştan öte bir durum da söz konusu. Hani bizde bir laf vardır iki kişide halinden şikayetçi değilse diye başlar işte bu yeni trend de aynen böyle sürüyor.

Kiminiz eminim bu konudan haberdar, kiminizse durumu tam olarak kavrayamadı. O zaman size karşı biraz daha açık olalım. En azından yazdıklarımı garip bulan arkadaşım Bursa travestilerinden Banu için detaylar vereyim. Bu akımın idolü Justin Timberlake ve Mila Kunis’in oynadığı filmdir ve yine evet sonunda aşk vardır. Fakat her zaman ‘mutlu’ dediğimiz sonda aşk olmayabilir. Biz de bir kural vardır akla yatkın olmayan ne görürsek hemen kendimize uyarlamaya kalkarız sanırım bu durum da biraz böyle bir özentilik durumu ile anlatılabilir. Bana soracak olursanız arkadaş ile sevgili arasına kesin bir çizgi çekmek şart. Başka türlü düşünenlere de saygı duyarım tabi. Görüşmek üzere hoşcakalın.

Dertlere son

Gülmek her derde deva bir kere bağışıklık sisteminizi güçlendirir, gerginliği azaltır, zindelik katar, canlandırıcıdır. Üstelik hiç bir yan etkisi de yoktur. Neredeyse mucizevi bir ilaç doğaldır; hiç bir katkı maddesi bulamazsınız içinde kullanışlı bir icat yedek parça gereksinimi yoktur; pilini değiştirmeniz veya sağlık kontrolüne götürmeniz gerekmez. Az enerji kullanarak, müthiş enerji elde etmenizi sağlar ve en önemlisi her derde devadır.

Dertlere son vermek için önce gülmeyi öğrenmelisiniz. Hem cinslerime sesleniyorum; Ey travesti arkadaşlarım gülmek şişmanlatmaz,sizi borçlandırmaz, vergisi algısı yoktur. Sadece güler geçersiniz arkasından sadece güzel şeyler getiri. Kapınıza alacaklı dayanmaz. Ayrıca çevrecidir doğayı kirletmez ama kirli bir kalbi temizleyen en iyi doğal deterjandır. para ile satılmaz. Zorla kimseye verilemez. Şimdi bir mikrofonu elime alıp dertlere son tek çare gülmek üstelik bedava diye bağırsam biliyorum herkes arkamdan güler ama almaya kimse gelmez. Hayata pozitif bir pencereden bakarak sorunların ne kadar küçük kaldığını görmelisiniz. Yani her şey onlara pozitif bakarak halledilebilir mi? Kesinlikle böyle düşündüğümü söyleyebilirim! Her şey yemek, içmek, solumak kadar basit aslında aynaya bakmanız yeterli, kendinize bakın ve dertlerinizin sizin yanınızda ne kadar da küçük kaldığını görün.

Ufacık bir gülümsemeden mahrum etmeyin kendinizi, hayat dediğiniz nedir ki sizin muhteşem yaradılışınız karşısında sorunu veren de yok eden de sizi yaratandır sonuçta ve o ne derse o olur bu dünyada. Öyleyse ne duruyorsunuz? Kullanmaya hemen başlayın herkese neşeyle yaklaşın, her gün gülün ve insanları kucaklayın.

Her gün kapımdan geçen overlok makinesi ayağınıza geldi hanım koşun lafına koşuyor yırtık halıları yeniliyorsunuz da dertlere son üstelik bedava çağrıma neden kulak asmıyorsunuz? Her şeyden en iyi sonuçları çıkarmanız için işte size bir başlangıç en iyiyi düşünün ve de hep en iyisini umut edin. Ne demişler umut insanın ekmeği, gülmek karın doyurmaz mı sanıyordunuz önce ruhunuzun doyması gerektiğini bilmeden. Neye sahipseniz onu verebilirsiniz etrafınıza ne kadar çok severseniz, o kadar çok sevilirsiniz ve ne kadar güler yüzlü olursanız o kadar güler yüz görürsünüz. Dünya dengelerin tam olduğu bir yer olduğuna göre dengeyi bozmayı kimse istemez.Yüzünüzden gülücükler eksik olmasın. Dertler def olsun çıksın hayatınızdan saygılarımla.

 

 

Pinner testi

Kardeşim bir de herkesin anlayacağı bir başlık at ne yani pinner da nedir? Diyorsunuz ya aman kızmayın dostlar işim gücüm sizler için yeni şeyler keşfetmek her zaman tek hedefim var o da güzel travesti arkadaşlarımın daha güzel görünmeleri için çalışmak. Sizler için sürekli okuyup yeni gelişmeleri takip ediyorum. Bu pinner testi de hepinizi yakından ilgilendirecek yeni bir diyet yöntemi. Üstelik bu test çok basit bir kan verme işleminin ardından size hangi yiyeceklerden uzak durmanız gerektiğini söylüyor. Ben de geçen gün yaptırdım ve sonuçlarını bekliyorum. Bilindiği gibi hepimizin bazı yiyeceklere karşı alerjisi ya da ne bileyim rahatsız veren yiyecekler var. İşte bu test tam olarak diyet gibi değil de her şeyi ye sadece şunları yeme gibi bir sonuç çıkarıyor ortaya. Özellikle biz travestiler iki kişi bir araya gelmeye görsün hemen başlarız; “Yaaa bana süt kilo aldırıyor, çay yediriyor, elma acıktırıyor” diye. Bu cümleler uzayıp giderken sonu da asla gelmez. Suçlu besini bulmak için her yol mubahtır dedim ve kan aldırmaktan korkan ben küçücük bir iğne deliğinden alınan kanımla sonuçları beklemeye başladım. Umarım sevdiğim yiyeceklerden suçlu çıkmaz çünkü onları yemeyi asla bırakamam. Öyle hayatımda olmasa da fazla özlemeyeceğim sebzeler suçlu bulunsa iyi olur. Örneğin bana diyetisyen et yemek sana zarar veriyor dese atın ölümü arpadan olsun diye çeker giderim. Yok ıspanak yeme, pırasa yeme dese amenna diye bir de elini öperim.

Yakın arkadaşlarımdan travesti Sade’de bu testi benden önce yaptırmış. Onun testinin sonucunda mesela kola cevizi denilen bir besin çıkmış. Kolanın içindeki bu besini üç aylığına bırakması söylenmiş ve o sadece bir ay bıraktığı halde altı kilo verdiğini söylüyor. Bakalım sonuçlarım iki hafta sonra gelecek ve karşıma suçlu olarak kimler çıkacak! Hep birlikte bekleyip, görelim. Savulun kötü yiyecekler pinner testi geliyor diye Tarkan gibi bağıracağım yok ama diyetisyenin verdiği reçeteye de uymaya çalışacağım. İşime geldiği gibi tabi. Sonuçta zaten kilolu olmadığıma göre sadece sağlığım için yaptırdım bu testi. Hadi sağlıcakla kalın.

Kendinizi değiştirin

Bir şeylerin değişmesini istiyorsanız, işe kendinizi değiştirmekle başlamalısınız. Dışarıda olan biten her şey iç dünyanızın bir yansımasıdır. Stres dolu kaotik yaşamları olan insanlara bakın, bunun en büyük sebebi iç dünyalarında da kaotik ve karmaşık hissetmeleridir. Sıklıkla düşündüğümüz şey içinde bulunduğumuz koşulları değiştirdiğimizde hissettiklerimizin de değişeceği yönündedir. Doğru olan bu düşüncenin tam tersi aslında: Duygu ve düşüncelerimizi değiştirdiğimiz anda, içinde bulunduğumuz koşullar kendiliğinden değişiverir. Ben travesti İclal olarak buna mucize diyorum sizce de başımıza gelen kötü olayların birden bire düzelmesi bir mucize mi? Yoksa her şey sadece bakış açımızla mı ilgili? Başarısızlık kelimesini sözlüğünüzden silin. Önemli şeyler başarmış bütün büyük isimlerin tamamı, defalarca “başarısız” olmuşlardır. Thomas Edison ampulü bir türlü yakamadığında şöyle demiş: “Elektrik ampulünü icat etme konusunda başarısız olmadım; sadece onu yakmadan evvel işe yaramayan yüzlerce yol buldum”. Sözüm ona “başarısızlık” denilen şeyleri alın ve onlardan öğrenecek şeyleri bulun. Bir dahaki sefere nasıl daha iyi yapacağınızı öğrenin. Her anın içinde çok değerli bir şey vardır. Onu kaybetmeyin. O anda kötü gibi görünen bir şey bile hayatınız için son derece kıymetli bir hazine olabilir: her anı “değerlendirin”.

Birçok insan eğlenmek, rahat hissetmek ve keyif almak konusunda kendilerine izin vermeyecek kadar “problem”lerine ve içlerindeki karmaşaya odaklanmış durumda yaşıyor. Öyle ki o sorunlar olmadan kendilerinin kim olduğunu bile tanımlayamaz durumdalar. Etrafımda birçok travesti arkadaşımın aynı sorunlar içinde kıvrandığına çok kez şahit oldum. Siz mutlu olmak için kendinize izin verin! Çok kısa anlar için bile olsa; olan bitenin zorluğuna değil içinde bulunduğunuz anda ki mutluluk verici olaylara odaklanın. Ölümden başka her şeye çare olduğunu unutmayın. Hayatın bir yarış olduğu öğretiliyor bize, başarı, kazandığınız para, güzellik, sahip olduklarınız. İlla ki başkaları ile kıyaslanacağız. Sizden daha azına sahip olanlarla, sizden daha başarısız olanlarla, sizden daha az güzel görünenlerle kıyaslayın kendinizi ve sahip olduğunuz her şeyle ilgili şükredin.   Şükretmek en iyi ilaçtır ve insana verdiği rahatlama duygusu hiç bir şey ile kıyaslanamaz. Kendinizi olumlu anlamda değiştirdiğinizde mucize hep yanınızda olacaktır. Sevgiyle kalın.

 

Diş ağrısı bayrama denk gelmesin

Malum bugün bayram üstelik şeker bayramı aslında adı Ramazan Bayramı olmasına rağmen bu bayram da ikram edilen şekerin bolluğu ve çocuklara daha sempatik gelmesi açısından şeker bayramı adı da denilmektedir. Bne de işte tam bu konuda sizlere gerekli bazı bilgiler vermek istiyorum. Bayramda şeker yedikten sonra dişleri sızlayan benim gibi travesti arkadaşlarıma yardımcı olmak benim görevim. Tatlı yiyeceklerin sıklıkla tüketimleri diş çürüklerini hızlandırmaktadır. Özellikle gelişme çağındaki çocukların asitli içeceklerden uzak tutulması hem ağız ve diş sağlığı hem de genel sağlığı için faydalı olacaktır. Her yemek ile bakteriler, yiyeceklerle etkileşime geçerek dişlerde çürük oluşumuna zemin hazırlayan asitleri üretmektedir. Şeker, asit üretiminin artmasını sağlayan en önemli etkendir. Özellikle öğün aralarında tüketilen abur-cubur çürük oluşumu hızını artırmaktadır.  Tatile gitmeden ağız ve diş bakımı şart Bayram tatilini uzatarak yaz tatiline gidecek kişiler, tatile çıkmadan kesinlikle ağız ve diş sağlığı için doktor kontrollerini gerçekleştirmelidir. Gittikleri tatil beldesinde, otelde ağız ve diş sağlığı merkezi olmaması durumunda tedavi yaptıramayan kişilere tatilleri zehir olabilir. Bunun için tatile çıkmadan yapılacaklar listesinin başında ağız ve diş kontrolü olmalıdır.

Dişlerimizi elimize almak istemiyorsak yemeklerden bir saat sonra dişlerimizi temizlememiz çok önemli bir görev olmalıdır lütfen diş fırçalama alışkanlığı kazanalım.Ama öncelikle çok önemli bir bilgi paylaşmak istiyorum yemekten hemen sonra ya da çikolata, şeker gibi yiyecekler tükettikten hemen sonra diş fırçalamak diş minesine zarar verdiğinden bunu asla yapmalıyım. Diş sağlığı konusunda sürekli çalışmalar yapılmaktadır en azından kendi dişlerimizin sağlam kalması için bu bilgileri mutlaka takip etmeliyiz. Son yıllarda yapılan araştırmalar, florürlü suların çocukların süt dişlerinde görülen çürük sayısını azalttığı ortaya koymaktadır. Şekersiz kahve dişlerinizi korur Kahve tanelerinin içindeki “trigonelline” isimli maddenin, bakterilerin dişe yapışmasını engellediğine dair çalışmalar bulunmaktadır. Mesela benim gibi dişlerine önem veren travesti arkadaşlarıma yemekten sonra şekersiz sakız çiğnemelerini önerebilirim. Şekersiz sakız çiğnemek dişlere yapışan yemek artıklarını temizlemektedir. Bu bayram tatlıyı fazla kaçırıp kilo sorunuyla boğuşmamak ve daha sağlıklı diler için tatlıyla aramıza biraz mesafe koyalım mı? Şeker tadında bir bayram geçirmeniz dileğiyle hoşcakalın.

 

Aradığım erkek modeli

Dünyaya geliş amacımızın sevmek ve sevilmek olduğunu düşünürüm her zaman ve bunu yapmak için de bir erkek bir kadın formülüne ihtiyaç var. Kadınlar her zaman sevgiye sevilmeye hazır da ya erkekler bu konuda ne düşünüyor. Bugüne kadar birçok erkeği yakından tanıma fırsatı bulmanın verdiği bilgiçlikle bu konuya biraz değinmek istiyorum tabi iznini olursa. Öncelikle erkeklerin bu dünyada en çok korktuğu şey başka bir insanın sorumluluğunu almaktır o yüzden her zaman kaçak dövüşmeyi seçerler. Bağlanmayı düşünmeden kafalarına göre yaşamak için ellerinden geleni yaparlar oysa aşk onları bir yakaladı mı fena halde zincirler ve bırakmaz. Kendinden çok emin asla aşık olmayı düşünmeyen bir adamın kendisini sevmeyen travesti bir arkadaşımın dizlerinin dibinde nasıl yalvar yakar olduğunu gördükten sonra dedim ki evet bu modeller bağlanmaktan korkuyor ama bir kere sevdiler mi asla bırakmıyorlar. Bazıları ölümüne severken bazıları öldüresiye seviyor. Zaten gazetelerin manşetlerini de bu kıskanç ve çok seven erkeklerin kadınlarına nasıl kıydıkları ile haberlerle dolu değil mi? İşte ben de yıllardır böyle ölümüne beni sevecek bir erkek arıyorum şimdiye kadar denk gelmedi ama umudum var eninde sonunda böyle birini bulacağım ve sonsuza kadar ona bağlı kalacağım. , Cömert olması, oturup kalkmasını bilmesi, mümkünse modadan filan da anlaması da fena olmaz diye düşünüyorum ve bu isteklerimi buradan duyuruyorum. Bakın yazayım özelliklerini; biraz hassas, biraz romantik, biraz maceracı, biraz sürprizli, biraz gizemli, biraz bilgili, biraz zengin, biraz hovarda, biraz serseri, biraz seksi, biraz çatlak, biraz komik ve tabii çok yakışıklı olsun hatta olmuşken azıcık kıskanç azıcık gözü benden başkasını görmeyen biri olsun. Tutuğunu koparan sadrımı sarmalayan, biri olsun benim olsun da ne olursa olsun. Sahi var mıdır böyle biri, bulur muyum dersiniz ay kızlar varsa gönderin ben de size sizin istediğiniz modellerden bulurum. Arkadaş arkadaşın bir nevi çöpçatanıdır.

İşin şakası bir yana ben de biliyorum artık doğru dürüst erkek kalmadığını olsa fena olmazdı ama maalesef yok. Eski Türk filmlerinde kaldı benim aradığım gibi erkekler şimdilerde kafası sadece paraya basan, sevgilisine yeteri kadar değer vermeyen odunlar var piyasada ha bu arada sözüm meclisten dışarı istisnalar kaideyi bozmaz misali doğru erkekler üstlerine alınmasınlar. Onların yeri her zaman ayrıdır. Saygılarımla.

 

Kadınsan zaten adın yok

Bundan yıllar önce rahmetli feminist yazar Duygu Asena kadının adı yok diye bir kitap çıkardığında yer yerinden oynamış olur mu öyle şey diye en önce yine kadınlar ayaklanmıştı. Oysa kadın dediğin başka kadınlara destek olmalı doğrusu bu iken kadının kadına yaptığı düşmanlığı hiçbir erkek yapamaz. En basitinden kayınvalide olmuş bir kadın gelinine ben çok çektim sende çek der ve yapmadığı eziyeti bırakmaz. Oysa ben çok çektim gelinim bari çekmesin demeliydi. Kadının adı yok ama görevi saymakla bitmez. Kocaya of demeyeceksin. Çocuklarına iyi anne olacaksın anne iken bilgili, kültürlü her şeyi bilen ama kocana karı olurken hiçbir şeyden anlamayan cahil ve az konuşan çok dinleyen olacaksın. Ne zaman bu çelişkiyi biri fark edecek derken bir kadın diğer kadınların halinden anlayıp kitap yazdı. Önce kadınlar tarafından itelendi. Benim en çok dikkatimi çeken olay travestilere de en çok kadınların karşı olması oysa sen de ben de kadınız. Şimdi sen beni anlamazsan bir erkeğin beni anlamasını nasıl bekleyeceğim.  Ya bu dünyada çocuk doğurabilen kadın olacaksın ya da adın asla kadın olmayacak. Sanki dünya erkelerin üzerine kurulmuş. Kadınlık görevi diye bir şey duydum da erkeklik görevi lafını hiç duymadım. Ben travesti İclal işte buna karşı çıkıyorum. Karşı çıktığım kadının görevleri olması değil bizim görevlerimizin hiç bitmemesinedir. Çünkü burası aslında bütün dünyada olduğu gibi ama biraz daha fazla ataerkil bir ülke kadın onların ancak hayatının bir bölümünü, ev ve çocuklar bölümünü paylaşabilir. Ne giydiği meseledir. Ne söylediği meseledir. Nasıl davrandığı meseledir. Nereye baktığı meseledirİstanbul’da travesti olmak adına bir kitap yazsam en önce buna yer verirdim. Birlikte olduğu adam maç seviyor diye hayatında ilgisi olmayan futbol maçlarında bağırıp çağıran, nefret ettiği müzikleri dinleyen, bütün öğrendiklerini unutup kocası, sevgilisi ne istiyorsa onu yapmaya çalışan o kadar çok kadın tanıyorum ve maalesef çoğu bizim travesti kızlardan oluşuyor. Artık birilerinin erkeklere sizin de görevleriniz var o da bizi mutlu etmek diyen birileri çıksa ne güzel olurdu.

“Kabile”

Yaz aylarında sinemada oturmak bazılarınıza sıkıcı gelebilir ama bu hafta vizyona girecek bir film için artı kırk derece bile olsa mutlaka izleyin diyebileceğim bir film var. Hoş zaten yazın da geldiği ya da geleceği yok en azından haziran ayının da soğuk ve yağışlı geçeceği kesinleşti.

Şimdi felaket telalığı yapıyorum sanmayın ben meteorolojinin yalancıyım en azından bu ay sonuna kadar yağışlı bir havayı beklememiz gerektiğini söylüyorlar. Eh ne yapalım hiç değilse Ramazan ayının terletmeyeceğinden emin olmak da iyi bir şey herhalde.

Gelelim size önerdiğim yeni filme, film Ukrayna yapımı ve bence onu özel kılan ise oyuncuları ya da konusu değil çekim şekli. Film altyazılı ya da Rusça değil, zaten özellikle bu köşeye taşımamın nedeni de bu oldu. Ukraynalı yönetmen Miroslav Slaboshpitsky’nin ilk uzun metrajlı yapıtı, sadece işaret dilinin kullanıldığı bir sessiz film. Filmin, çoğu ilk oyunculuk deneyimini gerçekleştiren yeni yüzlerden kurulu oyuncu kadrosunda, Grigoriy Fesenko, Yana Novikova, Rosa Babiy, Alexander Dsiadevich gibi isimler bulunuyor. Kısacası film sadece işaret dili ile çekilmiş.

İki saatlik film, Ukrayna’da sağır ve dilsiz okulunda yatılı okuyan bir gencin başına gelenleri konu alıyor. İlk gösterimi 2014 Cannes Film festivalinde gerçekleştiren yapım, festivalden 3 ödülle dönmüştü.

Sergey konuşma ve işitme engelli bir gençtir ve kendisi gibi öğrencilerin eğitim gördüğü bir denizcilik okuluna kaydolur. Okuldaki ilk günüyle açılan film, Sergey’in öğrencilerin kendi aralarında kurduğu sert hiyerarşik düzenle tanışmasını ve zamanla bu düzenin bir parçası oluşunu ele alır. Öğrencilerden kurulu çetenin çeşitli suçlara bulaştığı bu düzende ilk sınavı geçen Sergey, artık bu zincirin bir üyesidir. Ancak beklenmedik bir şekilde diğer üyelerden birine aşık olması işleyişi derinden sarsacaktır.

Sizin anlayacağınız ateşli bir aşk filminden söz ediyorum. Yıllar önce Manisa travestilerinden bir arkadaşla tanışmıştım onda beni derin bir hüzne iten sebep ise hem sağır hem dilsiz oluşuydu.Sağırlar sadece duyamaz ama dilsizler aynı zamanda konuşamaz yani bizler gibi akılara gelen her şeyi söyleyip, kendilerini savunmalarını imkansızdır. Bu nedenle olacak travesti arkadaşımın hali bana hüzün vermişti. Yıllar içinde bu tür insanlar için kitaplar piyasaya sürülmüş olması çok güzel bir davranış, bilindiği üzere körler için alfabe nasıl önemliyse sağır ve dilsizler için de işaret dili o derece önemlidir. Aslında ben de işaret dili bilmiyorum ama sırf böyle bir filmi sahneledikleri için yardım amaçlı ve bu güzel işler devam etsin diye filmi seyretmeye gideceğim. Sizlere de naçizane tavsiyemdir lütfen güzel işlere destek verelim. Hoşcakalın.