Eskimo Kabileleri

Dünya üzerinde isimlerinin anlamı çiğ et yiyenler olarak bilinen tek toplum Eskimolardır. Buzullarda yaşayan bu topluluk, sadece avlanarak yaşarlar, ilk çağ toplumları gibi ekip biçmeyi bilmeyen bu insanlar kardan yaptıkları buz evlerinde yazın avladıkları hayvanların etlerinden ve derilerinden faydalanarak yaşam sürdürürler. Sadece avlanarak yaşamlarını sürdüren bu kabile soğuk ülkelerin sıcak insanlarıdır.

Dünyanın neresinden buzullara gelip yerleştikleri bilinmeyen eskimo kabileleri nin kendilerine has dilleri ve dinleri vardır. Burunlarını birbirlerine sürterek selamlaşan bu toplumun en güzel özelliği ise savaşmayı ve kavgayı bilmemeleridir Eskimo kabileleri arasında hırsızlıkta hiç rastlanmayan bir durumdur.Çocuklarını deriden yaptıkları bezin içinde sırtlarında taşıyan eskimo kadınları kardan evlerinde dikiş diker ve çocuk bakarlar avlanmak erkeklerin görevidir. Müzik konusunda çok hassas oldukları bilinen Eskimolar akşamları her evden yükselen müzik sesiyle eğlenirler. Eskimo kabilleri meyve ya da sebze yemeden yaşayan tek topluluktur. Bizim diyetisyenler Eskimoların sebze meyve yemeden nasıl fit kaldıklarını anlamaya çalışsalar herhalde kafayı yerlerdi. Kırmızı etten uzak durun bol bol sebze yiyin diyen diyetisyen arkadaşlar bir eskimo kabilesinde olsalardı reçeteleri nasıl olurdu acaba sanırım sadece beyaz etle yetinin diyerek komik duruma düşerlerdi.

Son yüzyılda Eskimoların yaşamında oldukça önemli değişiklikler oldu. Eskimoların yerleşim bölgelerine gelen Avrupalı tüccarlar ve misyonerler gelenek ve göreneklerini de birlikte getirdiler. Eskimolar avladıkları hayvanların postlarını Avrupalıların getirdiği yeni ürünlerle takas etmeye başladılar. Eskimolar arasında Hıristiyanlık dinini yaymaya çalışan misyonerler Eskimo dilini yazıya dökerek özel bir alfabe geliştirdiler. Bu alfabe bugün Kanada’daki Eskimo gazetelerinde kullanılmaktadır. Kanada’nın kuzeyinde yaşayan Eskimoları Kanada yönetimi yerleşik bir yaşama özendirmeye çalışarak kendilerine benzetmeye uğraşıyorlar.

Avrupalıların etkisiyle gelenek ve göreneklerinin çoğunu yitiren Eskimoların bir bölümü bugün çağdaş mobilya ve gereçlerle donattıkları prefabrik evlerde yaşıyor köpeklerin çektiği kızaklar yerine kar otosu motorlu kızak ve motorlu kayaklar kullanıyorlar. Yalnızca yemek için avlanıyor hayvan postları yerine hazır giysiler giyiyorlar. Bütün bunları satın almak için paraya gereksinim duyan Eskimolar petrol rafineleri ve madenlerde işçi olarak çalışmak zorunda kalıyor. İnsanlığın en büyük sorunu olan başkalarının hayatlarına karışma alışkanlığımız maalesef her yüzyılda devam ediyor.

Başka toplumlar hayatlarına karışmadan önce kendi hallerinde yaşayıp giden ve mutlu olan eskimo kabileleri Avrupalıların hayatlarına girmesiyle birlikte asimile olmuş kültürlerinden uzaklaşmışlardır.

Herkesi kendimize benzetmeye çalıştığımız dünya üzerinde, bizden olmayana yaşama hakkı tanımadan ilerlemek yazı ve kışı inkar etmeye benziyor. Yaz ne kadar güzelse kış da o kadar güzeldir oysa her toplumun kendi değer biçimleri kendi kültürü ve kendi inanışları olmalıdır. Kimse bize benzemek zorunda bırakılmadan inandığı biçimde yaşamalıdır. Bir çocuktan büyük gibi davranmasını beklemek bir travestiden erkek gibi davranmasını beklemek kadar yanlıştır. Eskimo kabilesinde yaşanmayan ahlaksız davranışlar paranın ve geçim derdinin etkisiyle başlamıştır. Eskimo gibi yaşamak isteyen insanları rahat bırakıp, kendi  işlerimize bakmalıyız. Aslında kendimize benzetmeye çalıştığımız bu toplumlarda örnek almamız gereken pek çok davranışı göz ardı ederek yaşamak  hatadır. Hatasız kul olmaz madem hatalarımızdan ders almak da gerekir.