Eşyalara bağımlı hayatlar

cats

Çoğumuzun evinde yıllardır atamadığı bazı anlamlar yüklediği ve bu nedenle değerli saydığı eşyalar vardır. Mesela çocukluktan kalma bir oyuncak, zamanında kıyıp da kimseye veremediğimiz bu oyuncağın yanına geçen yıllar arasında çok fazla eşya gelip yerleşmişse işte burada bir sorun var demektir.  Bu aslında bizlere ailemizdeki bireylerden geçmiş olan bir obsesif bozukluktur ve ileri düzeyde ise mutlaka tedavi gerektirir.

Eşyalara değerler ve anlamlar yükleyerek aslında kendi hatıralarımıza haksızlık ederiz. Çünkü biz o eşyalar olmasa da güzel anılarımızı kafamızdan silip atmayız.

Çok tipik olarak biriktirme hastalığı görülenler, öncelikle biriktirme eğilimi olup, yaşamlarının ilerleyen dönemlerinde ayrılık, terk edilme, duygusuz, sevgisiz kalma nedeniyle sıkıntıları artan ve biriktirme sorunu oluşmaya başlayan bireylerdir. Zamanla, mutsuzlukları ve neşesizlikleri, biriktirme ve daha doğrusu önemli saydıkları eşyalara bağlanma ve sahiplenme duygularını besler. Bu durumda olanlar, zaman ilerledikçe, kendilerini daha yalnız hissedip ve kendi başına ‘’biriktirdikleri ve yaşamlarını doldurdukları’’ eşyalarla baş başa kalıp, arkadaşlarından bile uzaklaşabilirler.

Bodrum travestilerinden Ayda, annesinin ölmeden önce ona verdiği ve aman kızım buna gözün gibi bak dediği bir cep aynasını yıllarca çantasında taşıdıktan sonra bir gün yanlışlıkla bir arkadaş toplantısında kırı9lması üzerine adeta hayata küstü. Kendine sürekli olarak annesine ihanet ettiğini söyleyen Ayda, aslına annesinin bu değersiz aynayı niye sakladığını bile bilmiyordu. Hepimizin böyle değer bir eşyası olabilir ama asıl mesele eskiyen hiçbir eşyasını atamayan kaybetmekten korkan ve attığı eşyayı yerine koyamayacağını düşünen insanların biriktirme hastalığı, bu insanların evlerine girdiğinizde saklanan eşyalar yüzünden kendilerine yer kalmadığını hatta her temizliğin kalabalık eşyalar yüzünden sorun olduğunu görürsünüz.

Oysa bu hayatta saklanmaya değer tek şeyin hatıralarımız olduğu bilincine varıp, eskilerimizden kurtulmak ve kendimize temiz bir sayfa açmak zorundayız. Yıllar önce oturduğum Muğla’da tanıdığım Muğla travestilerinden Sanat, kullandığı yoğurtların kabını bile saklıyordu. Bunu neden yaptığını sorduğumda artan yemekleri koymak için bazen kap bulamadığını söyledi. Ona hemen çarşıya gitmemiz gerektiğini söyleyip dışarı çıkarttım birkaç saklama kabı ile eve döndükten sonra ise atma diye yalvaran gözlerine aldırmadan bütün o gereksiz kapları attım. Benden sonra hala o kapları biriktiriyor mu bilmiyorum ama umarım fazla eşyaları atmayı ve hayatta sadece kendine yer ayırmayı öğrenmiştir.

Bu hayatta değerli olan ve saklanması gereken tek şey kendimize duyduğumuz saygıdır. Kendine saygı duyan insanların ise hatırlamak için gereksiz objelere ihtiyacı yoktur. Sevgiyle kalın.