Filmler ve gerçek hayattaki karşılıkları

Dünya üzerinde pek çok gerçek hayattan alıntı filmler çekilmiştir ya da bunun tam tersi bir yönde bir kitabın uyarlaması filmler yapılmıştır. Baz psikolojik bozukluğa sahip garip insanlar cinayet romanlarından etkilenip, seri katil olurken, bazı insanlar okudukları kitaplardan etkilenip senaryolar yazmıştır. Ancak hiç biri beni son yaşanan uçak kazası kadar ilgilendirmedi. Belki uçağa binmeyi sevmediğimden olacak (kendimin kontrol etmediği araçlara pek sıcak bakmam) uçak kazaları çok ilgimi çeker. Kurtulanının pek olmadığı uçak kazalarından sonuncusu Fransa’da yaşandı. Olayı televizyon ve gazetelerden takip edenler de bilirler suçlu olarak yardımcı pilot gösterildi ve bu kişinin psikolojik sorunları yüzünden koca uçağı düşürdüğü ve yüzlerce insanın ölmesine neden olduğu açıklandı.

Düşünün binlerce fit yükseklikte uçuyorsunuz, uçak düşmeye başlıyor ve sizin yapacak hiçbir şeyiniz yok. Umarım kimse böyle bir durumla karşılaşmaz ama hayat bu belli olmaz sonuçta herkes alnına yazılan kaderi yaşamak zorunda. Benim Antalya’da oturduğum yıllarda tanıdığım bir travesti arkadaşın uçak korkusu vardı mesela gideceği her yere toplu taşıma aracıyla gitmek yerine illa ki kendi kullandığı araba ile giderdi. Bir gün nedenini sorduğumda bana “ipler elimde olunca içim rahat ediyor” demişti.

İçinizde böyle düşünen başkaları da olabilir sonuçta her fikre saygı duymalıyız.  Benim asıl kafamı kurcalayan mesele ise son yaşanan uçak kazasının bire bir aynısının geçen yıl film olarak çekilmesi ve katilin sanki bu filmi izleyip planını öyle yapması. Çünkü film İspanya’da geçiyor ve düşen uçakta İspanya’dan havalanmış, Sanırım katil başta da belirttiğim gibi izlediği bir filmin etkisinde kalarak yola çıkmış. İspanyol yapımı filmde konu şu şekilde gelişiyor. Bir kabin asistanı hayatı boyunca kendisine zararı dokunmuş olan herkesi aynı uçakta topluyor ve daha sonra kendisini bir şekilde kokpite kilitliyor. Uçaktaki insanlar oraya bir intihar girişimi için toplandıklarını fark ettiklerinde ise yapılacak bir şey kalmamış oluyor çünkü kabin amiri çoktan uçağın burnunu yere doğrultmuş ve hızla irtifa kaybeden uçakta sadece dua edecek kadar vakitleri var. Filmin konusu ve Fransa uçağında yaşananlar herkeste aynı duyguları uyandırır mı bilemem? Ama bana sorarsanız yardımcı pilot intihar planını yapmadan önce bu filmi defalarca izlemiş olmalı.

Çabuk etki altında kalan bir toplum olarak, izlediğimiz ve okuduğumuz şeylere dikkat etmekte yarar var. Saygılarımla.